* Bu yazı TDB Dergi 230. sayıda yayımlanmıştır.
19 yaşındaki oğlu Can Akaş’ı kalp
yetmezliğinden ani şekilde kaybeden Cem Akaş, oğlunun ölümünü elektronik
sigarayla ilişkilendirmiş, bu konuya dikkat çekerek kalan ömrünü aileleri
elektronik sigaranın potansiyel zararları hakkında bilgilendirmeye çalışarak
geçireceğini söylemişti. Beş yıldır pankreas kanseriyle mücadele eden Cem Akaş
oğlundan yalnızca dokuz gün sonra vefat etti. Yayın kurulu üyemiz Tuğba
Alaybeyoğlu, Can Yayınları genel yayın
yönetmeni, yazar ve çevirmen Cem Akaş’ın anısına, Hamlet oyununun
kahramanlarından Ophelia’nın oyunda eksik bırakılan yönlerini anlattığı “Ofelya”
romanı hakkında yazdı.
Ophelia yağlıboya tablo Sir John Everett Millaais 1852
*
Cem Akaş, Robert Koleji ardından
Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Boğaziçi’nda yüksek
lisans yaparken geçimini sağlamak için Yapı Kredi Yayınları’nda yarı zamanlı
çalışmaya başladı. New York’ta Colombia Üniversitesi’nde siyaset kuramı üzerine
yüksek lisans yaptıktan sonra yurda geri döndü. Boğaziçi Üniversitesi’nde
doktora programını bitirdi. Tam zamanlı olarak yayıncılık sektörüne girdi.
Yayıncılık sektörünün her kademesinde, editör, genel yayın yönetmeni, yazar,
çevirmen olarak çalıştı. Uzun yıllar “Şefin Salatası” adlı bloğuna içerik
üretmeyi sürdürdü. Kitapların telif sürelerinin çok uzun olduğuna inandığı için
kendi sitesinden kitaplarının pdflerini ücretsiz olarak okura sundu. Geleneksel
romancılık ve öykücülük kalıplarını kıran, oyunbaz, deneysel üslubuyla dikkat
çekti. Mühendislik, tarih, felsefe, siyaset kuramı ve edebiyat eleştirisi gibi
farklı alanlardan getirdiği birikimini yazın evrenine aktardı. “Y” romanında
erkeklerin tamamen yok olduğu distopik bir dünya kurgusu yaratarak toplumsal
cinsiyet yapılarını tartışmaya açtı. Metinlerinde mizahı ve ironiyi ustaca
kullandı.
Cem Akaş, “Ofelya” romanında,
tıpkı Tom Stoppard’ın “Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler” oyununda yaptığı
gibi Shakespeare’in “Hamlet” oyununu arkasına alarak oyunun yan
karakterlerinden birini merkeze alıp “Hamlet” oyunuyla olan bağı da koparmadan,
oradaki olay örgüsüne sadık kalarak sahne dışında kalan unsurları hayal ederek,
kendi kurgusunu yaratmış. Kitapla ilgili yazılı söyleşi ve televizyon
programlarında “Hamlet” oyununu çok sevdiğini, oyunun dramatik yapısına,
kurgusuna, repliklerine, dönemin dinamiklerine hâkim olduğunu, yazar olarak
metinleri yeniden yazmayı bir tür temrin olarak gördüğünü, farklı yazarların
üsluplarını taklit ederek yazmayı denediğini dile getiriyordu. Dilin
olanaklarını geliştirmenin yolu, bir başka yazarın yarattığı ustalıklı eserlere
tersinden giderek sökerek bakmak. Akaş, bunu yazarlık kariyeri boyunca kullanan
bir yazar. 1995 yılında yayımlanan “Gizli Hava Müzesi” ilk yayımlandığında Cortazar,
Calvino, Barthelme, Asimov, Burgess ve Borges tarafından yazılmış bir derleme
olarak okura sunuldu. Akaş, adını gizleyerek yazdığı bu kitapta, her yazar gibi
kendinden önce yazanlardan el alıyor; bu yazarların zihnine girmeyi, onlar gibi
yazmayı, okurdan saklanarak bir oyun kurmayı amaçlarken eğleniyordu muhakkak.
Mühendislikten gelen analitik zekası ve derin okurluk birikimi sayesinde
onlarca kitabı yayımlanan yazar, “Ofelya” romanında da bir oyunsu arayışın
peşindedir. “Hamlet” uzun bir oyundur. Çok kanlı bir sonu vardır. Finalde
neredeyse tüm oyuncular çifter çifter ölür. Cem Akaş’ın Ophelia’nın finale
gelmeden kısa süre önce sahne gerisinde sessizce ölmesine, Shakespere’in
dönemin de bir unsuru olarak ona “aşkından deliren genç kadın” imgesi biçmesine
itirazı vardır. Bu itirazla Ophelia’nın nasıl bir kadın olduğunu, sahne
arkasında bizim görmediğimiz hayatının neye benzediğini düşlemeye başlar.
Eserlerinde biçim içerik meselesine de özen gösterdiği için sadece “Ophelia’ya
aslında ne oldu?” sorusuyla da yetinmez. Fraktal geometri dediği yöntemle inşa
eder kurguyu. Bir karenin içinden daha küçük bir karenin çıkması ve giderek
küçülmesi gibi ilerler metin. Ancak Akaş, bölümleri her defasında kısaltarak
yazmakla da yetinmez, x-y grafiğindeki gibi iki eksen üzerinden ilerletir
yapıyı, bir eksende aksiyon yer alır, diğer eksende duygular ve düşünceler.
Böylece hem olay örgüsünü takip ederiz, hem de Ophelia’dan Ofelya’ya
dönüştürdüğü kahramanının düşünsel
dünyasına gireriz. Bu dünyada Ofelya hakkı yenmiş, aşkından deliren bir
kahraman değildir; güçlü, akıllı, hayallerinin peşinden giden biri olarak
belirir. “Hamlet” oyunu Kral Hamlet’in ölümünün ardından genç Hamlet’in öğrenim
gördüğü Wittenberg’den Elsinor Kalesi’ne gelmesiyle başlar. Akaş ise romanını
daha erken bir yerden başlatır. Genç Hamlet Wittenberg’e gidecektir,
sevgilisini de yanında götürmek istemektedir. Ofelya, Wittenberg’e erkek
kılığında giderek, üniversiteye kaydolur, astronomi dersi alır, Hamlet’in
aksine derslerle ilgilidir. Kendi potansiyelini gerçekleştirme imkânlarını
zorlar. Oyuna girmeyen bu alanlarda yazarın anlatım imkânları geniştir. Romanın
ilerleyen bölümlerinde, baba Hamlet’in ölümünün ardından genç Hamlet Danimarka’ya
çağrılır. Bu bölümlerde fraktal geometri nedeniyle bölüm uzunlukları kısalmaya,
Shakespere’in yazdıkları Akaş’ın yazdıklarının üstüne düşmeye ve onu
kısıtlamaya başlar. Artık Ofelya’nın yazgısı büyük ölçüde Shakespere’in
yazdıklarına bağlıdır. Yine de Hamlet’in aşkına bel bağlayan naif kız olmak
yerine kendi gücünün farkına varan, yıldızların büyüsünde kendini bulan,
hayalleri Elsinor Sarayı’nın sınırları dışına taşan güçlü bir kahramana
dönüşmeyi başarır.


