15 Ocak 2026 Perşembe
Bir kez tanışmak yetmez
13 Ocak 2026 Salı
Günün Postası
Öğle tatilindeyim. Sabah kahvaltı yaptım. Aç değilim. Önümde yazmak için yeterince zaman var. Buraya bir şeyler eklemek, tarihe not düşmek hevesindeyim. Nereden başlayacağımı bilmiyorum, ne hakkında yazacağımı da...
Ne konuşacağını bilmeyen tüm insanlar gibi laf çeviriyorum şu an, sahada top çeviren bir oyuncu gibi. Ya da sadece eklemlerimi ısıtıyorum, antrenmana başlayan bir sporcu gibi. Bir kelime, bir kelime daha... Birbirine ülenince, bir kar küresi gibi büyüyünce anlamlı bir şeyler çıkmaya başlıyor çünkü biliyorum.
Kendime yatırım yaptığım bir dönemdeyim, kendimle çalıştığım, birikmiş yasları yaşadığım ve saldığım... Tam zamanı belki de. Zemheri kış var dışarıda. Geceler uzun, soğuk. Kar yağıyor başka memleketlere. Buraya sadece atıştırdı. Tutmaktan uzak. Bitkiler yapraklarını döktü. Doğa uykuda. Bahara hazırlanmak için güç topluyor. Ben de kırıldığım yerlerden yeniden serpilmek için güç topluyorum.
Kendimle yeniden tanışıyorum. Kendimle ilgili ne çok etiketim varmış onları fark ediyorum. Sahi ben gerçekten öyle biri miyim? Ben kimim? Sorulara yanıt arıyorum. Limitlerimi anlamaya çalışıyorum. Yapmak istediklerim, cüret ettiklerim, edemediklerim... Nerede durmalıyım, nerede devam etmeliyim? Hepsi teker teker düşüyor önüme. Çok isteyip girmediğim o yola bakıyorum sonra. Biliyorum zamanı değil. Stratejiye tutunma. İhtiyaçlarını fark et diyorum. Kendimi yatıştırmak, avunmak ve sabretmek için dikkatimi, ilgimi ihtiyaçlarımı fark etmeye getiriyorum.
Sık sık yürüyorum. Bu sabah da yürüdüm. Yürürken zihnim sık sık hayal alemine kaçtı. Fark ettikçe şu an hayal kuruyorsun, burada değilsin diye diye kendimi şimdiye getirdim. Martıları, karabatakları izledim, martıları besleyen bir balıkçıyı. Adımlarımı fark ettim. Ayak tabanımın yaylanmasını, bacaklarımın arkasının gerilmesini. Elimden geldiğince mindful bir şekilde tamamladım yürüyüşümü. Telefonu alıp mesaj atmaya yeltenmedim. Zihnim şahane bahaneler çıkarıyor karşıma oysa. Ama unutmadım aklımda. Bile bile lades yok! Bu hafta sonu Çanakkale'de Başkanlar Konseyi var. Dört gözle bekliyorum. Yoğunluk, kalabalık, dışarıdan gelen hekim arkadaşlar... Kafam dağılacak ve kararıma sadık kalabileceğim. İnsanın kendine sadık kalması iyi bir şey. Sadık kalamadığım kimseleri düşünüyorum son zamanlarda, aldattıklarımı, elini sessizce bıraktıklarımı, yolumu ayırdıklarımı, hikâyemde yeri olduğu halde anmadıklarımı... Kimiyle yıllar sonra bağlantı kurmanın, kendimi ifade etmenin, çemberi kapatmanın bir yolunu buldum. Bu çok huzurlu bir şey. Yüz yüze ya da söz söze kurulamayanlar, fiziki olarak alıcısına ulaşmayacak mektuplarda birikiyor. Bu ara çok mektup yazdım. Çok uzun mektuplar. Pek çok kişiye. Eklesem uç uca, iki ince öykü kitabı çıkar, o hacimde mektuplar... Birikmiş tortular, utançlar, pişmanlıklar, hayaller, istekler, gerçekler... Hepsi bir bir çıkıyor ama gözyaşları yine de nadiren akıyor. Aksın istiyorum. Kovamın yeniden dolması için kimi konularda önce o ağırlıkların, boğazdaki yumruların, kalpteki taşlaşmaların açılması gerek... Benim salınmam bol bol, hafiflemem, açılmam, incinmem gerek.
Dışarıda kış var. Yeni yılla beraber ektim kimi iyi niyet tohumlarını. Hangileri tutacak baharda göreceğim. Cevabının zamanda saklı olduğu sorularla darlamayacağım kendimi. Her şeye iyi gelen zamana bırakacağım kendimi, takvim tutmazlıklarından uzak kalacağım ümidiyle.
Dışarıda kış sert, içeride olması gerektiği gibi. Yavaşladım. Kendime döndüm. Dürtüsel davranmamak için stratejiler belirledim. Şöyle hissettiğimde elini tutabilir miyim dediğim dostlarım var. Hemen her gün halimden haber veriyorum. Dün birine yazdım. Saatler sonra yanıtladı. Dedi ki: o kadar net ifade ediyorsun ki, ihtiyacını, duygunu, yasını ve kendine takdirini, ben buraya verecek empati bulamıyorum, sessiz empatide kalmayı tercih ettim ama bunu yazmakta geç kaldım. Geç kalmadı aslında. Anlaşmamız şuydu çünkü ben ihtiyaç duydukça elimi uzatacaktım. Yazarak zihnimi yatıştıracaktım, eylemi ona yöneltecektim. Onun tanıklığından destek alacaktım. Öyle de yaptım. Bugün de sizi tanık tuttum kendime. Çünkü boşluğuna temas ettiğimde acıyan yerlerim var. Oraları hızla doldurmak mümkün değil. Damla damla akıyor. Ben istiyorum ki damla damla akmasın, gürül gürül gelsin dolsun kovam. Dışarıda zemheri kış var. Kaynaklar o kadar bol değil ama olacak. Dün arkadaşıma da dediğim gibi, bahar gelecek. Kuru dallarımıza can verecek. Eh şimdi finale bir kapanış şarkısı alabilirim.
9 Ocak 2026 Cuma
Yılın ilk hedefi
6 Ocak 2026 Salı
Bir Yakınlaşma Meselesi
Bir arkadaşımın önerisi üzerine Bir Aile Meselesi'ni dinlemeye başlamıştım. Pazar günü başlayan ve beni dayak yemiş gibi hissettiren soğuk algınlığı nedeniyle modum, enerjik, yaşam sevincim düşünce birkaç bölüm daha dinleyeyim dedim. Dinlediğim bölümlerden birinin adı: Sorularla Yakınlık idi. Arthur Aron ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı 36 soru, birbirini daha yakından tanımaya dair vaatler içeriyor. İşte buna inanıyorum. Çünkü ister arkadaşlık, ister sevgililik, ister ebeveynlik her ilişki bir niyet meselesi. Zaman, emek, sabır, dinleme hevesi meselesi. Bölümü dinledim. İnternetten soruları da buldum. Teşekkürler Evrim Ağacı. Soruları türkçeleştirmiş. Sizinle de paylaşıyorum. Alın ve geliştirmek istediğiniz ilişkilerde kullanın. Araştırmayla ilgili daha ayrıntılı yazı için buraya.
Soru Seti 1:
- Eğer ki Dünya'da var olmuş herhangi bir insanı akşam yemeğine davet edebilecek olsaydın, bu kim olurdu?
- Ünlü olmak ister miydin? Ne tür bir ünlü olmak isterdin?
- Bir telefon görüşmesi yapmadan önce, neler söyleyeceğin üzerinde prova yapar mısın? Neden?
- Senin için "kusursuz/harika" bir gün nasıl geçmelidir?
- En son kendi kendine ne zaman şarkı söyledin? Peki ya bir başkasına en son ne zaman şarkı söyledin?
- Eğer ki 90 yaşına kadar yaşayabilecek olsaydın ve hayatının son 60 yılında, ya 30 yaşındaki zihnini, ya 30 yaşındaki vücudunu seçmen gerekseydi, hangisini isterdin?
- Nasıl öleceğine dair bir tahminin var mı?
- Sen ve partnerin arasında ortak olan 3 özelliği say.
- Hayatında en çok minnettar olduğun şey nedir?
- Eğer ki çocukluğundaki yetiştirilme biçiminde değiştirebileceğin tek 1 şey olsaydı, bu ne olurdu?
- 4 dakikayı dolduracak şekilde, hayat hikayeni olabildiğince detaylı bir şekilde anlat.
- Eğer ki yarın yeni bir özellik ya da yetenek kazanmış şekilde uyanabilecek olsaydın, bu ne olurdu?
Soru Seti 2:
- Eğer ki kristal bir top seninle, yaşamınla, geleceğinle ya da herhangi bir diğer konu hakkında sana tek 1 gerçeği söyleyebilecek olsaydı, neyi bilmek isterdin?
- Uzun bir süredir yapmanın hayalini kurduğun herhangi bir şey var mı? Neden bugüne kadar yapmadın?
- Hayatındaki en büyük başarı nedir?
- Arkadaşlıkta en değer verdiğin şey nedir?
- Geçmişinde en değer verdiğin anın nedir?
- En kötü anın nedir?
- Eğer ki 1 yıl içerisinde aniden öleceğini bilseydin, şu anki yaşama biçiminde herhangi bir şeyi değiştirir miydin? Neden?
- Arkadaşlık senin için ne ifade ediyor?
- Aşk ve şefkat hayatında nasıl bir role sahip?
- Diyelim ki karşılıklı paylaşım senin partnerinde pozitif olarak değerlendirdiğin bir özellik. Partnerinle hangi 5 şeyi paylaşırdın?
- Ailen birbirine ne kadar yakın ve sıcaktır? Çocukluğunun diğer birçok insandan daha mutlu geçtiğini düşünüyor musun?
- Annenle ilişkin hakkında ne düşünüyorsun?
Soru Seti 3:
- Birbirinize 3 adet "biz" veya "ikimiz" cümlesi kurun. Cümlelerin gerçeği yansıtması gerektiğini unutmayın. Örneğin: "İkimiz de bu oda içerisindeyken şunu hissediyoruz:..."
- Bu cümleyi tamamlayın: "Şunu paylaşacağım biri olsun isterdim: ..."
- Eğer ki partnerinizle yakın bir arkadaş olacaksanız, lütfen onun bilmesi gerektiğini düşündüğünüz bir şeyi söyleyin.
- Partnerinize, onda sevdiğiniz hangi özelliğin olduğunu söyleyin. Bu sefer aşırı dürüst olun. Gerçekte sevmediğiniz veya henüz yeni tanıştığınız birine söylemeyeceğiniz şeyleri sevdiğinizi söylemekten kaçının.
- Partnerinize, hayatınızda utanç duyduğunuz bir anınızı anlatın.
- Diğer bir insan önünde en son ne zaman ağladınız? Kendi kendinize en son ne zaman ağladınız?
- Partnerinize, onda çoktan sevdiğiniz hangi özelliğin olduğunu söyleyin.
- Hangi konu, hakkında şaka yapılamayacak kadar ciddidir (eğer böyle bir konu varsa)?
- Bu akşam, hiç kimseyle irtibata geçemeden ölecek olsaydınız, birine söylemediğiniz için pişmanlık olacağını şey nedir? Bu şeyi neden o kişiye çoktan söylemediniz?
- Eviniz, içinde sahip olduğunuz her şeyle birlikte yanıyor! Sevdiğiniz kişileri ve hayvanları (ve diğer canlıları) kurtardıktan sonra, sadece 1 objeyi kurtarabilecek kadar vaktiniz olduğunu fark ediyorsunuz. Neyi kurtarırdınız? Neden?
- Ailenizdeki tüm kişiler arasında, kimin ölümünün fikri size en rahatsızlık verici geliyor? Neden?
- Kişisel bir sorununuzdan bahsedin ve partnerinizin bu sorunla nasıl başa çıkacağıyla ilgili tavsiyelerde bulunmasını isteyin. Ayrıca partnerinizden, bu sorunu halletmeye çalışırken dışarıya neler yansıttığınızı (dışarıya nasıl göründüğünüzü) anlatmasını isteyin.
