30 Kasım 2020 Pazartesi

Babamın Kokusu

Babam gelince bütün ev güzel kokuyor, odanın ortasına bir kasa çilek bırakmışsın gibi. Ya da ne bileyim en olgunundan karpuzu kesmişsin de göbeğini yiyormuşsun gibi hem tatlı hem ferah. Uçuş uçuş oluyor içim. Ayaklarım havalanıyor yerden. Ninem, deli kız yere bas, diyor, yere bas. Hep yere basmamı istiyor. Hiç kanatlan kızım, demiyor ya da uç kızım. Beni yer çekiyor aşağı, Ayhan'ı gök çekiyor yukarı.


Pencereden dışarı bakıyorum. Ayşe, Zehra, Zeynep okul duvarının üzerine oturmuş yüzleri bizim eve dönük çekirdek çitliyor. Onlara gününü göstermek istiyorum. Babam kim bilir neler getirdi bana. Dün gece Ayhan kucağından inmek bilmediğinden veremedi tabii. Bulmak için yatak odasına koşuyorum. 

Yatak odasının orta yerinde ağzı açık koca bavul. Hangar gibi. Kıvrılsam içine uyurum o denli büyük. İçi babam gibi kokuyor. Nasıl anlatsam, çikolata, kahve, tütün, traş kolonyası karışımı gibi bir koku, babamın kokusu. Analığım bavulu boşaltmış, bir gömlek bırakmış geride. Gömleğin kollarını sarıyorum. Babamın kolları meğer ne uzunmuş. Hepimize yetecek kadar yer varmış. Bahçeden Ayhan'la gülüşmelerinin sesi geliyor. Uzaktan kumandalı arabayı duvara çarpa çarpa sürüyor. Salak oğlan, ilk günden bozacak canım arabayı.

Pencereden sarkıp onları izlerken kapı açılıyor. Analığım elinde temiz havlularla içeri giriyor. "Kalk kız, kıracan bavulu" diye kışkışlıyor beni. Bileğimden çekip dışarı çıkarıyor. Saçları sürünüyor yüzüme. Babamın kokusu saçlarında, ellerinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder