26 Eylül 2022 Pazartesi

Sokrates aslında kimdi?

 "SOKRATES'İN ÖLÜMÜ Kahraman, Hain, Geveze, Aziz" 




Emily Wilson'un yazdığı türkçeye Özgüç Orhan tarafından çevrilen kitap Pinhan Yayıncılık tarafından okura sunulmuş.

Emily Wilson önsöz bölümünü "Konuşmak dışında hayatında pek az şey yapmış olan ve MÖ 399'da, 2400 yıldan daha uzun bir süre önce, bir Atina hapishanesinde zehir içmiş bir adamı neden hâlâ önemsiyoruz?" sorusu ile açıyor. Bu giriş bölümünde kitabın yazılma amaçlarını, metodolojisini, yüzyıllar içinde değişen Sokrates algısını, bugünkü modern akılla kavranışına ışık tutacağını iddia ediyor. Alt başlık Sokrates algısına dair güzel bir özet sunuyor. Kahraman, hain, geveze, aziz. Sokrates bunların hangisi? Çok da uzun sayılmayacak ömründe yazılı bir eser bırakmamış bir adamın ardından bunca çelişkili etiketin hangisi doğru? Ve neden önemli? 

Felsefe hakkında bilgisi oldukça sınırlı sıradan okur bile (benim gibi) Sokrates'in yaşadığı dönem boyunca yazılı bir metin üretmediğini, onunla ilgili bize ulaşan metinlerin ölümünün ardından öğrencileri tarafından, özellikle de Platon tarafından yazıldığını, kendisinin öğrencileriyle uzun uzun yürürken sohbet etmekten hoşlandığını, yanıtlardan çok sorularla ilgilendiğini, Sokratik yöntem adını verdiği bir yöntemle karşısındakine bilgi aktarmaktan çok sınayarak, sorarak onun içinden bilgiyi, düşünceyi çıkartmayı hedeflediğini, bunu da anne mesleği olan ebeliğe benzettiğini, huysuz bir karısı olduğunu (Bu etikete katılmak pek elde değil. Zira Sokrates gibi tüm günü dolaşarak, içerek, yiyerek geçiren ancak bu yiyeceği temin konusunda parmağını oynatmayan bir adamın ne denli sabrı  zorlayıcı olduğu ortada) bilir, kulağına çalınmıştır sağda solda. Kendisini bir at sineğine benzettiğini, bir at sineği kadar zararsız ve rahatsızlık verici olduğunu da işitmiştir bir ihtimal. Ama otoriteyi, iktidarı neden ve nasıl rahatsız ettiği, gençleri nasıl olup da yoldan çıkardığı, yozlaştırdığı algısının yaratıldığı o kadar da bilinmez. İşte kitap Sokrates'in bu bilinmeyen yönlerini derli toplu anlatıyor. 

Antik Yunan, sıradan Yunanlıların şaşalı tanrıların, tanrıçaların gölgesi altında yaşadığı, her türlü doğa olayını onlar aracılığıyla çözdüğü, bilinmezi "yarattıkları mitoloji" aracılığıyla açıklamaya çalıştıkları çok Tanrılı dinler dönemi. Tam da bu dönemde doğa olaylarını fizik yardımıyla çözmeye çalışmak, tanrı yasasından düşünce evrenine yönelmek, sorgulama yoluyla bunun önünü açmak, itaat etmek yerine sorgulayacak öğrenciler yetiştirmek... İktidarın neden hırslandığını, ünlü filozofa karşı bileylendiğini anlamak mümkün. Neticede her devirde birey, yerleşik alma meydan okumaya kalkıştığında, sebebi bilgiyi, özgürlüğü soruşturmak olsa da algı bu yönde olduğu için, sırf bu sebepten toplumsal lince çok açık. Bu bireylerin tek yaşamı açısından son derece üzücü olsa da, açtıkları yolun kapanması, geriye dönüş mümkün değil. O yüzden Sokrates'in ölümü çağları aşan, bugünü de ilgilendiren bir mesele olmaya devam ediyor ve meraklısıyla buluşmaya devam ediyor. 

Devrinin önünde düşüncelere, eylemlere sahip olduğu için katledilen gerçek demokrasi kahramanlarının anısı unutulmasın. Tam şu anda direnen İran'ın cesur kadınlarınınki de...  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder