Yaşamımda istediğim şey, şefkat…
Kendimle başkaları arasında, karşılıklı olarak
Gönülden vermeye dayalı bir akış…
Marshall Rosenberg
Marshall Rosenberg (1934-2015),
1940lı yıllarda henüz küçük bir çocukken ABD’nde yaşayan insanların ten rengi,
etnisite nedeniyle şiddete maruz kalmasına şahitlik ederek büyüdü. Irkçı
saldırılarda siyahilerin öldürüldüğünü gördü. Sahip olduğu Yahudi soyadı
sebebiyle okula gittiği ilk gün sözlü ve fiziksel şiddete uğradı. Bu deneyimler,
onun için sarsıcıydı çünkü insanların şefkatli bir alışveriş içinde olmaktan
zevk aldığına, bunun doğalarında var olduğuna inanıyordu. Bu tezatlık üzerine
küçük yaşlardan itibaren düşündü. Sonunda elinde iki kıymetli soru vardı:
“Bizi doğamızdaki şefkatten
koparan, şiddet ve sömürü odaklı davranışlara yönelten nedir?”
“Bunun tersine bazı insanları en
zor koşullar altında bile doğalarındaki şefkate bağlı kalmalarını sağlayan
nedir?”
Marshall Rosenberg, küçük
yaşlardaki deneyimleri, şiddet ve şiddetsizlik üzerine merakı, aldığı psikoloji
eğitimi, yaptığı klinik psikoloji doktorası neticesinde Şiddetsiz İletişim
olarak adlandırdığı yöntemi geliştirdi ve paylaştı.
Şiddetsiz İletişim, Marshall
Rosenberg tarafından geliştirilen bir iletişim süreci ve yaşam modelidir. Dünya
çapında pek çok ülkede uygulanmaktadır. Şiddetsiz İletişim, herkesin
ihtiyaçlarına eşit değer veren ve insanlarla olan ilişkilere, haklı olmaktan
veya kazanmaktan daha çok değer veren bir yaşama sürecine odaklanır ve bunu
yapmayı mümkün kılan bir dizi araç sunar.
Şiddetsiz İletişim (Şefkatli
İletişim ve Zürafa Dili olarak da bilinmektedir) farklılıkları barışçıl bir
şekilde çözmek için gereken iletişim akışını kolaylaştırır. Paylaşılan insani
değerlere ve ihtiyaçlara odaklanır. Dili, hem iyi niyeti arttıracak şekilde hem
de gücenme, küskünlük, özgüveni düşürmek gibi sonuçlar doğurmayı önleyecek
şekilde kullanmaya teşvik eder.
Şiddetsiz İletişim, ilk kez
1960larda ABD’nde devlet okullarında, diğer kamu kuruluşlarında ırk
çatışmalarına çözüm bulmak için çalışan gruplarda uygulandı. Rosenberg ve
arkadaşları, bu iletişim modelini yaymak, toplumsal barışa katkı sunmak için
1984 yılında Şiddetsiz İletişim Merkezi’ni (CNVC) kurdular. Çalışmalar giderek
yaygınlaştı, seminerler, atölyeler düzenlendi. Çalışma grupları oluşturuldu.
Okullarda, iş yerlerinde, hapishanelerde, ailelerde, topluluklarda yapılan
çalışmalarla, çatışmaları çözmek ve önlemek hedeflendi. Savaş ve çatışma
bölgelerinde arabuluculuk çalışmaları yürütüldü. Savaşın açtığı yaraları
sarmak, topluluklar arasında diyalog geliştirilmesi hedeflendi.
2000lerin başında Marshall
Rosenberg, Şiddetsiz İletişim’in temellerini anlattığı “Şiddetsiz İletişim Bir
Yaşam Dili” kitabını yazdı. On üç bölümden oluşan kitap, şiddetsiz iletişimin
özünü anlatan kaynak bir kitaptır. Rosenberg, kitabında Şiddetsiz İletişimin
gözlem, duygu, ihtiyaç ve ricadan oluşan dört basamağını ayrıntılarıyla anlatır.
Seminer katılımcılarından örnek hikâyelerle aktardığı teorik çerçeveyi
somutlaştırır. Dilin üzerimizdeki etkisini, kelimelerin gücünü, aramızdaki
bağlantıyı koparma ya da kurma potansiyelini gösterir. Zihnimizi ve dilimizi
ahlakçı yargılardan, varsayımlardan, tahminlerden, değerlendirmelerden özgürleştirmeyi
bir hedef olarak önümüze koyar. Zira bunu yapabildiğimiz oranda ilişkilerimizin
kalitesi artacaktır. Şiddetsiz iletişimin amacı da budur. Kendimizle ve diğer
insanlarla kurduğumuz bağlar, haklı olmaktan, tartışmaları kazanmaktan, daha
fazla para kazanmaktan, diğer insanlara iyi görünmekten daha kıymetlidir.
Şiddetsiz iletişimin davetini
almak için kitabı okuyun. Çünkü bu davet, daha derin bağlantılar kurmaya,
ilişkilerinizin kalitesini yükseltmeye, kendinizle ve dünyayla içinizdeki sakin
bir yerden, şefkat, hakikat, açıklık ve barıştan oluşan bir yerden ilişki
kurmaya dair.
*Kitap ilk kez 2011 yılında
Türkçeye çevrilince, Almanya’da yaşayan, Marshall Rosenberg’in atölyelerine
katılan Vivet Alevi, ana dilinde şiddetsiz iletişimi yaymayı bir borç bildi, Rosenberg’in
de teşvikiyle şiddetsiz iletişim sertifika sürecine girdi ve Türkiye’ye gidip
gelmeye başlayarak ülkemizde şiddetsiz iletişimin temellerini attı. Geldiğimiz
noktada Şiddetsiz İletişim, ülkemizde CNVC sertifikalı eğitmenler, eğitmen
adayları, şiddetsiz iletişim eğitimleri almış ancak sertifikasyon sürecine
girmemiş şiddetsiz iletişim gönüllüleri aracılığıyla yayılmaya devam etmekte,
öğrenme sürecini destekleyen kitaplar, Şiddetsiz İletişim Türkiye Derneği’nin
bir yan kuruluşu olan Şiddetsiz İletişim Kitaplığı yayınevi aracılığıyla
basılmaktadır.
Şiddetsiz iletişim ve zürafa dili radarımda konular. Hatta bir ara bu konuya eğilen bir podcast serisini dinliyordum. Rosenberg'in ismini de bu referanslarla biliyorum. Kurulan bağların değerini şu yaşta daha da iyi kavradığımı ve o bağların haklılık, öfke, iktidar, mış gibiler yüzünden ince ince veya hunharca koparılmasına şahit olarak artık kaşarlandığımı görüyorum. Senin de önerinle bu kitabı edineceğim. Teşekkürler.
YanıtlaSil2015'te şiddetsiz iletişime giriş eğitimi aldım. Farklı seviyelerde eğitimlerin ardından geçen yıl, yıllık programı da bitirdim. Kendimi tanıma konusunda Budist felsefe ve Şiddetsiz iletişim geniş yer tutuyor. Podcastlerden konuya aşinalık varsa, kitabı okumak daha anlaşılır olacaktır. Yoksa kitabın dili biraz akademik ve kuru. Anlatmaya çalıştığı öz ise çok kıymetli.
Sil"...Zihnimizi ve dilimizi ahlakçı yargılardan, varsayımlardan, tahminlerden, değerlendirmelerden özgürleştirmeyi bir hedef olarak önümüze koyar. Zira bunu yapabildiğimiz oranda ilişkilerimizin kalitesi artacaktır."
YanıtlaSilDilin ve zihnin, Schophenhauer'ın anlatımıyla tasarıma dair dünyayı oluşturduğuna dair güzel bir örnek vermişsiniz. Gerçekten, ilişkilerimiz de dahil olmak üzere içinde bulunduğumuz dünya büsbütün kullandığımız dilin ve zihnimizin icat ettiği kavramların birer yansıması aslında. Bu kodları değiştirdiğimiz zaman dünya değişiyor...
Güzel bir güne başlamama vesile oldunuz, varlığınıza ve kaleminize sağlık :)
Katkınız için teşekkürler. Kesinlikle haklısınız. Katkınız, ses verdiğiniz ve yazımın sizdeki yansımasını paylaştığınız için teşekkür ederim.
Sil