31 Ocak 2026 Cumartesi

Nasipten öte yol yok

TDB Dergi için yazı yazmam gerektiği aklıma gelince ya da bir başka deyişle yumurta kapıya dayanınca önceki sayılar için yazdığım kitap tanıtım yazılarını bloğa almadığımı fark ettim ve peş peşe yükledim iki adet kitap tanıtım yazısını. 

Sıra geldi bu ayın yazısına. Başkanlar Konseyi Çanakkale'de olduğu için Çanakkale temalı bir kitap hakkında yazmak istiyordum ama kafam öyle dağınık ki ne okuyabiliyorum ne de yazıya başlayabiliyorum. Komodinin üstü kitaplarla dolu: İlyada,  Odysseia (bu ikisi yeni aldığım ve paketi yatak odamda açtığım için baş ucumda), Dhammapada, Sidartha, Bir Başka Çanakkale, Kahramanlar Çağının İzinde Heinrich Schliemann ve Troya Kazıları, İrlanda Defteri... Hepsini okumak istiyorum, hepsini yazmak ama gerçekten dikkatim işgal altında. Scrolling diyor ve noktayı koyuyorum. Çoğu gece 11 gibi yatağa giriyorum. Biraz kitap okur uyur gibi naif düşüncelerle... Sonra kendimi peş peşe saçma sapan kısa videolar izlemiş, bir sayfa dahi çevirmemiş buluyorum. 

Tembelim ama sorumsuz değilim. Belgelerimi kurcalıyorum. İan Mcewan'ın Solar romanı hakkında bir yazı da buluyorum. Üç yıl kadar olmuş yazalı, bir yere gönderdim mi not almamışım, blogta da bulamıyorum. Derginin editörüne yolluyorum. Ertesi gün bir pdf yolluyor. Bir de soru: Unutmuş olabilir misin? 

Feci yakalandım. Ama mazeretim var. Yok asabi değilim. Kızım bir haftadır evde değil tatil nedeniyle. Boş ev bulmuş ergen modundayım. Hakkını veriyorum. 

Bugün işim bitti. Oda sekreterimiz geldi. Bir haftadır izindeydi. Bana bıraktığı oda telefonunu almaya gelmiş. İşim bitti, dışarıda kahve içelim dedim. Atladık arabaya. Ardımdan da üç hasta. Acil, farklı seviyelerde. Döndüm. Dişini çektim arkadaşımın kızımın. Geri döndüm diye mahçup. Cezayı kestim. Rakı, balık. İlk fırsatta. Hâlâ kahve içerdik aslında. Sonra eve gidip yemek yapacaktım. Kızım dönüyor çünkü.

Annem düşmüş. Acildeymiş. Ö'yü eve bıraktım. Nasipten öte yol yok der annem, dedi. Başka zaman içilecek artık o kahve. Başka bir arkadaşımın annesi de kısmet iki kaşın arasında dermiş. Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdir de derler. Anonim. Duymuşsunuzdur. Bu ara belirsizlik kavramını yatırdım masaya. Uzun uzun bakıyorum. Netlik ihtiyacım neden bu kadar güçlü? Yanıtları neden bu kadar hızlı istiyorum? Neden tahammülüm düşük? Bunlar üzerine düşünüyorum. Bir sandalyenin tepesinde, saatlerdir acil serviste beklerken. Sakin ve sağlık çalışanlarıyla işbirlikçi yanıma bakıyorum. Bu da yolda bıraktığım etiketlerden mi bilemiyorum. Toplanacak yanı yok bu yazının. Bırakıyorum dağınık kalsın. 


8 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun, umarım çabucak toparlar, uzun süreli sıkıntı yaratacak bir durum yoktur. Kolaylıklar diliyorum...

    YanıtlaSil
  2. Annen iyidir umarım, çok geçmiş olsun.
    İrlanda Defteri kitaplar üstüne iyi yazılmış blog yazıları okumak gibi, ama değil çünkü Meltem Gürle İrlanda'daki hayatına dair yine oldukça düşündüren öyle güzel anılar biriktirmiş, hissettirerek düşündürerek aktarıyor. Bir yazı okuyup bırakabilir, sonra tekrar dönebilirsin ama bence başlayınca devam etmek istersin. :) Kendisini gün yüzüyle görüp dinlediğime, imzamı aldığıma öyle memnunum ki. Daha çok insan okusun tanısın peşine düşsün böyle her haliyle kıymetli insanların..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annem taburcu oldu. Teşekkür ederim. İrlanda Defteri'ni okumuştum. Meltem Gürle'yi Birgün yazılarından tanıyor, takipo ediyorum. Kırmızı Kazak'a da bayılmıştım. Kitapta yer alan bir deneme üzerine yazmak istiyor, o yüzden başucumda tutuyordum. Dün sonunda yazdım ve yolladım.

      Sil
    2. Kırmızı Kazak ne harikadır değil mi? MG ile yüzyüze tanıştığıma mutlu olanlardanım. Yazını biz de okuyabiliyor muyuz? :)

      Sil
    3. Dergi yayımlanınca bloğa alacağım.

      Sil
  3. Hayat ,nasip, başımıza gelenler vs.hepsine katılıyorum:) çocuklar yokken yapılan miskin ve verimsiz geçiyor zaman niye öyle sahi?onlara gösteriş için mi doğru davranıyoruz nedir:) geçmiş olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklar yokken geçen zamanı miskin ve verimsiz diye nitelemiyorum ben. Hatta tam tersi yalnızken depolarımı dolduruyorum. Öğrenme, eğlenme, iletişim, dinlenme, kitap okuma, bir şeyler izleme, özbakım gibi pek çok ihtiyacımı gideriyorum pek çok ebeveyn gibi.

      Sil