Nisan ayı boyunca hayli suskun kaldım. Mayısta bu sessizliği bozmaya niyetim var. Hadi hayırlısı!
Bugün Hıdırellez. Gece boyu dilekler dilenecek, gül dallarına asılacak. Hızır'ın ve İlyas'ın buluşması kutlanacak. Çocukluğumdan beri Hıdırellez'i çok severim. Annemin yıllar boyu taşları üst üste koyarak çizdiği ev dileğine bakarak büyüdüm ne de olsa. O taşlar üst üste yığıldı, bir eve döndü sonunda.
Bugün madem Hıdırellez ben de dileklerimi akşama saklayıp bu aralar hayatımda olan güzel şeyleri, beni memnun ve mutlu eden şeyleri yazayım, şükür niyetine... Paylaşayım ki çoğalsın...
Muayenehanemin önündeki morsalkımlar mest ediyor beni bu ara en çok. Salkım salkım coştular. Kokuları başımı döndürüyor. Her baktığımda keyifleniyorum. Onu apartmanın bahçesine dikip önümüzü sarmasına vesile olan hastamıza binlerce şükür. Sırf ben değilim çünkü güzelliğinden faydalanan. Gelen geçen kokluyor, ne güzel açmışlar diyor, görüyorum, duyuyorum.
Hareket etmek mutlu ediyor bir de. Eski hareketsiz, ağır yaşamım geride kaldı. Kendimi bu konuda ayağa kaldırdığım, sürdürdüğüm için çok ama çok memnunum. Nereden nereye geldiğime bakınca içsel motivasyonumu, şevkimi, azmimi kutluyorum.
50'ye doğru koşmayı öğrenme çabama çok gülüyorum. Henüz lise sıralarındayken "Koşmak çok saçma!" derdim. Bir insan otobüs veya vapuru yakalamayacaksa neden koşsun ki diye düşünür, dile de getirirdim. Kış aylarında bir videoya denk geldim, sosyal medyada, yaşlı bir kadın, "otobüs ve erkekler için koşmayın," diyordu. "Beş dakika sonra yenisi gelir." İzlediğimde güldüm ama pek de katılamıyorum doğrusu. Çanakkale'de otobüs seferleri o kadar da sık değil. Binmek istediğin hat kalkmak üzereyse koşmak da fayda var. Aynısını erkekler ve arkadaşlar için de söyleyebiliriz muhtemelen. Sohbetinden hoşlandığım, merakımı çeken az sayıda insanla karşılaşıyorum artık. Belki kırılmamak için inşa ettiğimiz duvarlar yüzünden, genel bir insanlık hâline, davranış kalıbına dönüşüyor bu da, bilemiyorum. O yüzden daha yakından tanıma isteği duyunca bir sonrakini beklememeli belki de insan. Koşmasa da adım atmalı. Tanımaya cüret etmeli. Hayatımıza soktuğumuz her güzellik bir şeylere cüret etmeyle ilgili değil mi zaten? Bu da kulağıma küpe olsun. Buralar sahiden unuttuğum yerler. En güzeli kendiliğinden doğal bir akış, düşünmeni, plan yapmanı gerektirmeyen bir hâldi galiba. Öyle hatırlıyorum. Bunu yapabilmek için bir referans sistemine ihtiyaç duyduğumun da farkındayım. Benim için hiç tanımadığım birileriyle arkadaşlık kurmak, hayatıma sokmak neredeyse imkânsız. Arkadaşlarım, sevgililerim hep etrafımdaki ağ sayesinde kuruluyor. Belki bu da kendime taktığım bir etiket. Çünkü bunu söylediğim arkadaşlarım buna katılmıyor. Benim iletişime açık olduğumu söylüyor. Bunu söyleyen insanların bir kısmını kentte düzenlenen söyleşi, festival gibi yerlerde tanıdığımı düşünürsem belki de haklılar. Bu konuda bütünüyle kuşkudayım diyelim ve geçelim.
Neydi meselemiz? Beni mutlu eden şeyler: Dün bir arkadaşım sörf yapmayı öğrenelim mi diye sordu. Bir ilan attı. Bugün bir arkadaşım Hıdırellez kutlamasına gidelim mi sorusuyla geldi. Aranmak, hatırlanmak, bir yerlere davet edilmek beni çok mutlu ediyor. Kadın arkadaşlarıma karşı bu anlamda çok cömertim. Evime, dışarıya davet eder, zorlandıkları yerde dinler, eşlik ederim. Benim çekindiğim yerler karşı cinsle arkadaşlıklar galiba. Olağan karşılaşma, buluşma yerlerinde görüştüğüm ama bire bir ilişkiye girmediğimin de çok farkındayım. Uzun süreli ilişkiler, evlilikler karşı cinsle arkadaşlığımızın köküne kibrit suyu mu döküyor? Ne dersiniz? Etrafımda erkek arkadaşlarım, özellikle de meslektaşlarım, lise arkadaşlarım var, grupça bir araya geldiğimiz ortamlar da sıkça oluyor. Bununla beraber hadi bir kahve içelim, gel sahilde yürüyüş yapalım davetlerim hep hemcinslerime. Bilinçaltımın derinliklerine inmeyi başka zamana bırakıp sonraki maddeyle devam edelim.
Gün batımlarını izlemek, sahilde yürümek, uzamış çayırların arasından başını uzatan gelinciklerle, papatyalarla karşılaşmak, baharın uyanışına şahitlik etmek... Sahiden mutlu ediyor.
Küçük, samimi sofralarda buluşmak, sohbet etmek, iyi bir film izlemek...
Bayramda tek başıma tatile çıkacak olmak. Mesleki kurslar, toplantılar nedeniyle tek başıma şehir dışına çok çıktım ancak tek başıma sırf keyif için bir yere gitmek? Şehrin içinde yürüyüş, kafe molası dışında işte bunu hiç yapmadım. Yıllardır dilime doladığım Tiflis'e gidiş dönüş biletim var. Bir de otel rezervasyonum. Gerisi kervan yolda düzülür misali. Varışımı bekliyor.
Paylaş ki çoğalsın listemin bir çırpıda aklıma gelen maddeleri. Akşam için dileklerim ise ayrı bir kâğıda yazılacak. Daha çok duygularımı yazacağım belki de. Karşılanmasını arzu ettiğim ihtiyaçlar, onlar karşılandığında hissedeceğim hoşnut duygulardan ibaret bir liste. Aslında her ne istiyorsak, sadece bunun için!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder