Hikmet Hükümenoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikmet Hükümenoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2021 Perşembe

Nasıl Yazıyorlar? (29)

Yazarların okuma alışkanlıkları okurun ilgisini çeken bir konu. Sevdiğim, sevmediğim, okuduğum, okumadığım tüm yazarların söyleşilerinde yazım, üretim aşamasına dair söylediklerini iştahla, ilgiyle okuyorum. Kurmacabiyografiler, web günlüğüm olduğuna göre, yeri geldikçe buraya da not düşebilirim.

İşte yirmi dokuzuncus: Hikmet Hükümenoğlu 


Yazma düzenim değişti. Eskiden romanın en kaba ilk müsveddesine "birinci taslak" derdim. Ne yazacağım, birinci taslakta ortaya çıkardı. Atmaca'dan beri detaylı bir özet çıkarıp kafamdaki fikrin başını-ortasını-sonunu derli toplu görmedikçe yazmaya başlamıyorum. Eskiden böyle yazmak ilham kaçırır diyordum ama karar değiştirdim. Eskiden böyle yazmak ilham kaşırır diyordum ama karar değiştirdim. Ayrıca zaman kazandırıyor. Yeni roman için kafamda şahane bir fikir vardı, çok heyecanlıydım, parmaklarım kaşınıyordu ama özetiyle boğuşurken anladım ki hikayenin sonu bir türlü içime sinmiyor. Daha doğrusu sonu yok. Çöpe attım. Çöpe attım ama bir kısmını kurtarıp başka bir özet çıkardım - dönem değişti, karakterler değişti ve bu sefer hikayenin beni tatmin eden bir sonu oldu. Artık ilk taslağı yazmaya başlayabilirim. (Kafamdaki kıl maymun, ne gerek var bu kadar zahmetli roman yazmaya, git başka bir özet hazırla, diyor üç gündür.) Taslak, özet, müsvedde... bu kavramlar kafa karıştırıyor ama işin özün şu: Hepsini boş verin nasıl rahat ediyorsanız öyle yazın. Nasıl rahat ettiğinizi zamanla keşfediyorsunuz ve alışkanlıklar bazen değişiyor. 
* Bu yazı, yazarın Hikmet Hükümenoğlu adlı bloğundan alınmıştır. 

3 Ekim 2014 Cuma

NASIL YAZAR/ŞAİR OLDUM? (4)

KENDİME BAŞKA BİR MESLEK DE YAKIŞTIRAMIYORUM!
Anlatılanlara göre, “Gece Kapıyı Kim Çaldı” adlı ilk eserimi (!) dört ya da beş yaşındayken yazmışım. Korku-gerilim türünde olan bu eseri, dönemin -daha doğrusu yaşımın gereği- çizgi roman olarak kaleme almışım. Toplam beş cümleden ve bol miktarda resimden oluşuyor. Daha sonra eski eşyaların arasında karşıma çıktı; üzerinde epey çalışılması gerektiğini düşünüyorum ama acemilik dönemine ait bir eser olarak çok da kötü sayılmaz. Profesyonel yazı hayatına ilk olarak kendimi yakın hissettiğim çalışma ise lise son sınıfta yazdığım ve sahneye koyduğum bir tiyatro oyunu oldu. Profesyonel dememin sebebi, ömrümde ilk defa yazdığım bir metni arkadaş-aile çevresi dışında insanlara göstermem, hatta o niyetle kaleme almamdı. Yüzlerce seyircimiz oldu ki şimdi ki şartlarda bile hiç fena sayılmaz. Aşağıdaki fotoğraf “Bir Yılbaşı Gecesi” isimli oyunun ilk taslağına ait olmalı. Daha birinci sayfayı kocaman bir çarpıyla süslediğim için ilk taslaktır diyorum. Ama hatırlıyorum, son taslağı da böyle çizgili dosya kâğıdına el yazısıyla yazmış ve fotokopiyle çoğaltmıştık.
Gerçek anlamda yazarlığa ise 2002 yılında başladım. Planlı programlı bir başlangıç değildi. Daha önce finans sektöründe, kurumsal bir işte çalışıyordum. Çok bunalmıştım ama bir türlü son adımı atmaya cesaret edemiyordum. Ani bir kararla işten ayrıldım. Kısa bir tatilin ardından hep yapmak isteyip de yapmaya fırsat bulamadığım şeyleri denemeye başladım. Bunlardan biri de roman yazmaktı. Çocukluğumdan beri heves ettiğim, hayalini kurduğum bir şeydi roman yazmak ama kendime güvenim pek yoktu. Bir romancının sahip olması gereken sabır ve disiplinin bende eksik olduğunu düşünüyordum. On sayfanın ötesine gidemem diye başladığım romanı nasıl bitirdim, bugün bile şaşırıyorum. Tahmin ettiğimden daha disiplinliymişim demek ki. Dahası dosyamı yayınevlerine göndermeye nasıl cesaret ettim, onu hiç bilmiyorum.
On yıl geçti, o günden beri roman yazıyorum. Kendime başka bir meslek de yakıştıramıyorum.
Hikmet Hükümenoğlu