Ernest Hemingway etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ernest Hemingway etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2020 Salı

Ernest Hemingway ile Yazmak Üzerine


6.45 Yayınları'ndan çıkan Yazmak Üzerine Ernest Hemingway'in mektuplarından, romanlarından, konuşmalarından, basılmış ve basılmamış tüm metinlerinde yer alan yazmak ve yazarlık kavramı üzerine düşüncelerini bir araya getiren bir kitap. Yazarlık nedir, yazarın özellikleri, yazmanın eziyeti ve hazzı, ne hakkında yazmalı, yazarlara tavsiyeler, çalışma alışkanlıkları, karakterler, öyküye neyi koymayacağını bilmek, müstehcenlik, başlıklar, diğer yazarlar, siyaset, yazarın yaşamı gibi başlıklar altında toplanan kitapta doğrudan söyleşilerden alınmış soru ve cevapları derledim. İyi okumalar... 



Bir yazar için küçük yaşta en iyi alıştırma nedir?
Mutsuz bir çocukluk.

Yazar olmaya karar verdiğiniz net bir an hatırlayabiliyor musunuz?
Hayır, kendimi bildim bileli yazar olmak istedim.

Yazarlığınızın kendisinin başlı başına bir amaç olarak yapmaya değer buluyor musunuz?
Ah, evet. Tamamen. Zaten başka hoş bir yanı yok.

Bir yazar kendini nasıl eğitebilir?
Önünde olup biteni izle. Balığa gittik diyelim, herkesin tam olarak ne yaptığını gör. Balığın zıplaması seni keyiflendiriyorsa bu duyguyu uyandıran eylemi net olarak bulana dek hafızanı tara. Oltanın sudan yükselişi mi, misinanın üzerindeki damlalar düşene kadar bir keman teli gibi gerilmesi mi, yoksa suya vurması ve zıpladığında sıçrattığı sular mı? Etraftaki sesleri ve söylenenleri hatırla. Sende duygu uyandıran şeyi, heyecan yaratan eylemi bul. Sonra bunu net olarak okuyucunun da anlayabileceği ve seninle aynı şekilde hissedebileceği şekilde yaz. Bu dört dörtlük bir egzersizdir.

Genç yazarlara gazetede çalışmayı önerir misiniz? Kansas City Star’daki eğitiminizin size ne kadar yardımı dokundu?
Star’da basit, açıklayıcı cümlelerle yazmayı öğrenmek zorundaydık. Bunun herkese faydası vardır. Gazetede çalışmanın bir yazara kesinlikle zararı olmaz; hatta zamanında bırakmayı becerebilirse faydası dokunur.

Öykülerinizin sonunda ne olacağını bilerek mi yazıyorsunuz?
Neredeyse hiçbir zaman. Uydurmaya başlıyorum ve yazarken ne olacaksa olmasına izin veriyorum.

Bir yazar günde ne kadar yazmalı?
Durmak için en iyi zaman kitabın en rahat ilerlediği ve sırada ne yazacağını bildiğin zamandır. Her gün bunu yaparsan asla tıkanmayacağın bir kitap yazarsın. Sana söyleyebileceğim en değerli şey bu, unutmamaya çalış.
Rahatça yazabiliyorken bırak ve ertesi gün başına tekrar oturana kadar hiç düşünme ve endişelenme. Böylece bilinçaltın sürekli olarak bu konu üzerinde çalışacaktır. Eğer bilinçli olarak düşünür ve tasalanırsan fikri öldürürsün ve beynin daha çalışmaya başlamadan yorulmuş olur. Bir roman yazmaya başladığında ertesi gün ne yazacağın hakkında endişelenmek kaçınılmaz olandan korkmaya benzer. Her halükarda devam etmek mecburiyetindesin. Yani korkunun ecele faydası yok. Roman yazabilmek için bunu öğrenmek zorundasın. İşin en zor kısmı romanı bitirmektir.

Endişelenmemek nasıl öğrenilir?
Düşünmeyerek. Düşünmeye başladığın anda kendini durdur. Başka şeyler düşün. Bunu öğrenmen şart.

Yazarken hiç o dönemde okuduğunuz şeylerden etkilendiğiniz oluyor mu?
Joyce’un Ulysses’inden beri hayır. O da direkt bir etki değildi. Ancak o zamanlar bildiğimiz kelimeler bize yasaklanmışken, tek bir sözcük için savaş vermemiz gerekiyorken Joyce’un kitabının yarattığı etki her şeyi değiştirdi ve zincirlerimizi kırmamızı sağladı.

Bir yazar nasıl kitaplar okumalı?  Hangi kitaplar olmazsa olmaz?
Neleri alt etmesi gerektiğini bilmek için her şeyi okumuş olmalıdır. Neyin mümkün olduğundan bahsetmiyorum. Ne yapması gerektiğinden bahsediyorum. Tabii ki okuyamaz her şeyi.
Tolstoy’dan Savaş ve Barış ve Anna Karenina, Yüzbaşı Marryat'dan Midshipman Easy, Frank Mildway ve Peter Simple, Flaubert'ten Madame Bovary ve Duygusal Eğitim, Thomas Mann'dan Buddenbrooklar, Joyce'tan Dublinliler, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi ve Ulyses, Fielding'ten Tom Jones ve Joseph Andrews, Stendhal'den Kırmızı ve Siyah ile Parma Manastırı, Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler'i ve herhangi diğer iki kitabı, Mark Twain'den Hucklebery Finn'in Maceraları, Stephen Crane'den The Open Boat ve The Blue Hotel, George Moore'dan Hail and Farewell, Yeat'ten Autobiyographies, De Maupassant'dan, Kipling'ten, Turgenyev'den ne varsa, W.H. Hudson'dan Far Away and Long Ago, Henry James'in başta Madame de Mauves, Yürek Burgusu, Bir Kadının Portresi ve The American olmak üzere kısa öyküleri...  



19 Temmuz 2015 Pazar

BİR YAZAR KENDİNİ NASIL EĞİTEBİLİR?


Önünde olup biteni izle. Balığa gittik diyelim, herkesin tam olarak ne yaptığını gör. Balığın zıplaması seni keyiflendiriyorsa bu duyguyu uyandıran eylemi net olarak bulana dek hafızanı tara. Oltanın sudan yükselişi mi, misinanın üzerindeki damlalar düşene dek bir keman teli gibi gerilmesi mi, yoksa suya vurması ve zıpladığında sıçrattığı sular mı? Etraftaki sesleri ve söylenenleri hatırla. Sende duygu uyandıran şeyi, heyecanı yaratan eylemi bul. Sonra bunu net olarak okuyucunun da anlayabileceği ve seninle aynı şekilde hissedebileceği şekilde yaz. Bu dört dörtlük bir egzersizdir.
Veya değişiklik olsun diye başkasının kafasına gir. Sana fırça attığımda kendini nasıl hissettiğin kadar benim kafamdan geçenleri de duyumsamaya çalış. Carlos Juan'a küfrederken ikisinin tarafından da bak. Sadece kimin haklı olduğunu düşünme. Bir insan olarak kimin haklı kimin haksız olduğunu bilirsin. Karar vermen ve bu kararları uygulaman gerekir. Bir yazar olarak yargılayamazsın, anlamalısın.
Şimdiyi dinle. İnsanlar konuşurken onları tamamıyla dinle. Kendi söyleyeceğin şeyi düşünme. İnsanların büyük kısmı çoğu zaman ne dinler ne de izler. Bir odaya girdikten sonra çıktığında odadaki her şeyi biliyor olmalısın ve üstelik sadece bununla kalmamalısın. Eğer o oda sana bir şey hissettirdiyse, sana o hissi verenin ne olduğunu net bir şekilde bilmelisin. Bunun pratiğini yap. Şehre indiğinde tiyatronun önünde bekle ve insanların taksi veya otomobillerden inişlerinin bile birbirinden ne kadar farklı olduğuna bak. Pratik yapmanın binlerce yolu vardır. Ayrıca daima diğer insanları düşün.
İnsanların sorularına verdikleri cevaplar dışında söylediklerini dinlemeyi uzun zaman önce bıraktın. Dinlemene gerek bıraktırmayacak kadar iyi malzemen de vardı. Bir yazarı kurutan budur işte, (hepimiz kururuz, bunu kişisel bir hakaret olarak alma) dinlememek. Her şeyin kaynağı budur. İzlemek, dinlemek. Yeterince iyi görüyorsun. Ama dinlemeyi bıraktın.
 
Kaynak: Yazmak Üzerine Ernset Hemingway
               Altıkırkbeş Yayınları
               Hazırlayan Deniz Cansever
               Çeviriler Deniz Kurt

15 Temmuz 2015 Çarşamba

ERNEST HEMINGWAY'DEN YAZAR ADAYLARINA TAVSİYELER


Yazar tıkanıklığını aşmak için
... bazen bir öyküye başlayıp da tıkandığımda ateşin önüne oturur ve küçük portakalların kabuklarını ateşin ucuna doğru sıkıp yanarken çıkardıkları mavi alevleri izlerim. Ayağa kalkar, Paris'in çatıları üzerinden bakarak: "Endişelenme. Nasıl her zaman yazdıysan şimdi de yazacaksın. Tek yapman gereken doğru bir cümle yazmak. Bildiğin en doğru cümleyi yaz," diye düşünürüm. Sonunda o cümleyi yazar ve böylece devam ederim. O sıralarda kolaydı bunu yapmak, çünkü daima bildiğim, gördüğüm ya da birinden işittiğim doğru bir cümlem olurdu. Titizlikle veya bir şeyi tanıtır, takdim edermiş gibi yazmaya başlarsam o özenilmiş süslü püslü kısmı kesip atabileceğimi ve yazmış olduğum ilk doğru, yalın açıklayıcı cümle ile yeniden başlayabileceğimi keşfettim.
 
Kaynak: Yazmak Üzerine Ernest Hemingway
               Altıkırkbeş Yayınları
               Hazırlayan Deniz Cansever
               Çeviriler Deniz Kurt