Okuryatar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okuryatar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2014 Cumartesi

BABAM VE BEN (*)

Nobel Edebiyat Ödülü'nü bu yıl Fransız yazar Patrick Modiano kazandı. Biri çocuk kitabı olmak üzere Türkçe'ye çevrilmiş altı eseri bulunan Modiano, ülkemizde çok satan ve tanınan bir yazar değil. Ödül vesilesiyle uzun yıllardır depolarda bekleyen kitaplar, yeniden basılacak ve okurla buluşacak gibi görünüyor.

İsveç Akademisi, Modiano'yu çağdaş novella ustası olarak tanımladı. Özgün bir dile ve kurguya sahip Modiano'nun bellek sanatıyla yazıya dökülmesi en zor olan insan yazgılarını yansıttığı ve işgal altındaki yaşamları ortaya çıkardığı için komite tarafından ödüllendirildiğini belirtti. Modiano'nun edebiyatını, bellek, zaman, unutma, hatırlama, hafızayı yitirme, geçmiş ve şimdi arasındaki sıçramalar üzerine inşa ettiği biliniyor. Eserlerinde sık sık çağdaş şehir insanının yakın geçmişlerini buruk bir hüzünle hatırlayışını işliyor. Bu yılın Haziran ayında Tudem Yayınları'ndan yayımlanan Babam ve Ben isimli çocuk kitabının da aynı edebiyat anlayışının takipçisi olduğunu söyleyebilirim.

Kitabın anlatıcısı ve kahramanı Catherine, sıradan bir New York'ludur. Hayatının ilginç ya da tuhaf bir yanı yoktur. Bir kış günü New York'ta 59. Caddedeki evinin penceresinden, yönetmekte olduğu dans okulunu izlemektedir. Küçük bir kız, gözlüklerini kendisinin onun yaşlarındayken Madam Dismailova'nın yaptığı gibi sandalyenin üzerine bırakınca bellek harekete geçer. Hatıralar bir bir saklandıkları yerden çıkar. Modiano, 1960'lı yılların Paris'ini adeta yeniden inşa eder. Kafeler, restoranlar, sokak ve cadde isimleri, metro istasyonları, tren garları gibi ayrıntılar bakımından zengin anlatı, Pıtırcık serisinin çizeri Jean-Jacques Sempé'nin insanın içini ısıtan çizgileriyle birleşince hiç zorlanmadan kendimizi Paris'te hissederiz. Bu dünyada bizi neler mi bekliyor? Catherine ve Georges Certitude (Gerçeklik), ülkesi Amerika'ya dönmüş, kızına düzenli mektup yazan dansçı bir anne, bitmek bilmeyen ahlak ve dil bilgisi dersleri veren Bay Gerçeklik'in iş ortağı Raymond Casterade nam-ı diğer Kanca ve diğerleri... Catherine babasıyla birlikte dükkânlarının üst katında yaşar. Yürüyerek okula gider. Haftanın iki günü okul kantininde yemek yer. Diğer günlerse babasıyla Le Picardie'de. Bay Gerçeklik iş randevularını Saint-Vincent de Paul Kilisesi'nin önündeki küçük parkta verir. Kanca bu durumdan hiç hoşlanmaz ve durmadan söylenir. Ama bunun bir çaresi vardır! Onu görmek ya da duymak istemedikleri zaman baba kız gözlüklerini çıkartırlar. İnsanlar ve nesneler keskinliğini kaybeder, her şey netliğini yitirir, sesler bile giderek daha boğucu bir hâl alır. Modiano, bu dünyayı öyle güzel, sıcak ve ustalıkla kuruyor ki zaman dursun, baba kız sonsuza kadar orada, öylece kalsın istiyor insan. Ancak zaman kendi hızında akmaya, bizi geleceğe taşımaya devam ediyor. Anlatı bitip yeniden New York'a döneceğimizi hissederken Catherine'in sözleriyle avunuyorum. “Hep aynı kalacağımızı düşünsek de geçmişimiz sanki sonsuzluğa uzanıyor. Catherine Gerçeklik adındaki küçük bir kız, Paris'in 10. bölgesindeki sokaklarda babasıyla dolaşmaya her zaman devam ediyor, biliyorum.”

Çocuk okurlar İngilizce ve Fransızca yer isimleriyle dolu metni okurken zorlanır mı bilmiyorum (kitabın arkasında yabancı sözcüklerin özgün okunuşları var.) ama bir kaç saatliğine de olsa gündemden uzaklaşıp bu dünyaya konuk olmak, baba kızın sonsuza kadar orada mutlu yaşayacağına inanmak bana iyi geliyor.

Babam ve Ben
Yazan: Patrick Modiano
Çizen: Jean-Jacques Sempé
Çeviren: Sibel Çekmen
Tudem Yayıncılık
İstanbul 2014
96 s
(*)Bu yazı 7/11/2014 tarihinde okumadan yatmayanların kitap tanıtım yazılarına yer veren çok yazarlı okuryatar isimli edebiyat sitesinde yayımlandı. Siteye ulaşmak için tıklayın.
http://www.okuryatar.com/babam-ve-ben-tugba-gurbuz/
 

12 Ekim 2014 Pazar

NOKTANIN GÜCÜ(*)

Başlangıçta bir küçük nokta vardı. Hepimizin içinde var olan yaratıcı gücü dışarı çıkarmak istedi. Yürek inandı noktanın gücüne. Hayaller nokta oldu, çizgi oldu, durmadan, hız kesmeden kalem oynatan el ile birleşince. Coşkuyla, mutlulukla dolmaya başladı sayfalar. Akıl, “Baskıyı azalt. Mükemmeliyetçiliğin, yaratıcılığını örselemesine izin verme. Mış gibi düşün!” dedi. Geriye yaslandı küçük nokta. Baktı tek tek, ağaçmış, çiçekmiş, güneşmiş gibi görünen resimlere... Gülümsedi. Bir yazarın kapısını çaldı. Küçük noktayı dinleyen yazar çocuklar kendilerine inansın, yaratabilsin diye üç kısa hikâye yazdı ve resimledi. Peter H. Reynolds'ın “creatirology” adını verdiği üçlemenin ilk iki kitabı Nokta ve Mış Gibi Altın Kitaplardan çıktı.
Serinin ilk kitabı olan Nokta'nın kahramanı resim yapamadığına inanan Vashti adında bir kız çocuğu. Çizemeyeceğine dair inancı öyle güçlü ki dersin sonunda öğretmenine boş kâğıt uzatır. Vashti'nin öğretmeni eğilip boş kâğıda baktı. “Aaa! Kar tipisine tutulmuş bir kutup ayısı.” Vashti, “Çok komik ama ben resim YAPAMIYORUM.” dedi. Öğretmeni gülümsedi. “Bir nokta yap bakalım, o seni nereye götürecek.” dedi. Bu sözlerin ardından Vashti öfkeyle bir küçük nokta koyar ve yaratıcı yolculuğu başlar. Başlangıçta sert ve öfkeli çizimler, renkler, Vashti başardıkça yumuşar, pastelleşir. Kitabın sonunda Vashti'nin, bu hediyeyi, ilhamın kaynağını bir diğer çocukla paylaşması umudu arttırır. Nokta, bize başlamak için bir küçük adımın yeteceğini hatırlatıyor. Güçlü mizah duygusuna sahip, boş kâğıttan daha fazlasını gören, öğrencisine inanan bir öğretmenin nasıl mükâfat olabileceğini gösteriyor.

Serinin ikinci kitabı Mış Gibi'de resim yapmayı çok seven Ramon'la tanışırız. Ramon konu bulmakta asla sıkıntı çekmez. Her zaman her yerde hiç durmadan coşkuyla, mutlulukla resim yapar ta ki ağabeyi Leon vazoda çiçekleri çizdiği bir resme bakıp kahkahalarla gülerek “Bu nedir?” diye sorana kadar. Ramon kâğıdı buruşturup atar. Resim çizmeye devam eder. Artık yalnız değildir. Yaptıklarının bir şeye benzemediğini söyleyen bir çift göz onu her an izlemektedir. Ne çizse beğendiremez o alaycı gözlere. Yaptıklarını buruşturup atar. Sonunda resim yapmaktan vazgeçer. Bir gün kız kardeşi Marisol'ün odasının duvarlarında kendi buruşturulmuş resimlerini görür. Marisol bir resmi işaret ederek, “Bu en sevdiklerimden biri.” dedi. Ramon, “Vazodaki çiçekleri çizmek istemiştim, ama beceremedim.” Marisol heyecanlı bir şekilde “Evet, vazoyMUŞ GİBİ!” dedi. Bir anda Ramon'un üstünden mükemmeliyetçiliğin yükü kalkar. İçi enerjiyle dolar. Eskisi gibi özgürce “ağaçmış, balıkmış, güneşmiş gibi” resimler çizer. Hatta “mış gibi” resimlerinden esinlenerek “mış gibi şiirler” yazmaya başlar.
Bir ilkbahar sabahı Ramon kendini çok iyi hissetti. Bu mış gibi resimlerin, hatta mış gibi kelimelerin bile betimleyemeyeceği bir duyguydu. Bu duyguyu betimlemeye çalışmaktansa uzanıp tadını çıkarmaya karar verdi. Hikâye bence burada bitmeliydi. Ancak yazar son bir cümleyle konuyu sonuca bağlamak istemiş. “Ve bundan böyle Ramon mış gibi yaşamaya devam etti.” Yaratıcılığı arttırmayı hedefleyen bir kitabın “mış gibi yaşam” ile bitmesi hoşuma gitmedi. Çocuklar mış gibi resimler çizsin, mış gibi şiirler yazsın ama mış gibi yaşamasın.

Nokta, Mış Gibi
Yazan ve Resimleyen Peter H. Reynolds
Çeviren Oya Alpar
Altın Kitaplar
(*)Bu yazı 10/10/2014 tarihinde okumadan yatmayanların kitap tanıtım yazılarına yer veren çok yazarlı okuryatar isimli edebiyat sitesinde yayımlandı. Siteye ulaşmak için tıklayın.

25 Eylül 2014 Perşembe

KONUŞAN KÖPEK(*)


Hayvan beslemek, çocuklu evlerde daha sık gündeme gelen bir konudur. “Çocuğuma arkadaş olur, sorumluluk duygusu artar, hem depremi de önceden hissediyorlarmış, konu komşu da yok, bizi hırsızlardan, yabancılardan korur,” sebepleri çoğaltabilirsiniz. Hayvan beslemeye başlamak önemli bir karardır. Eve aldığınız andan itibaren sevgiyle, sabırla ihtiyaçlarını gidermelisiniz. Evcil hayvanlarınız, bakımı size zor, zahmetli ve masraflı geldiğinde arkanızda bırakabileceğiniz eski eşyalarınız değildir. Onların sokakta terk edilmiş hâllerini, hüzünlü yüzlerini gördüğümde insanların kendisine evcil hayvan seçmesini hiç de adil bulmuyorum. Belki de hayvanlar kendisine sahip seçmeli!

Michael Rosen'in dilimizde yayımlanan ilk kitabı Konuşan Köpek bu konuyu ele alıyor. Krem Karamel sevimli bir köpektir. Kemirir, hırlar. Yatacak sıcak bir yer ister. Uyurken gıdıklanmak ya da rahatsız edilmekten hoşlanmaz. Günde bir kez koşuya çıkmalıdır. Uzun konuşmalar ona göre değildir. Kısa ve net komutlar duymak ister, olumlu davranışlarda ise bir ödül. İhtiyaç listesi uzundur. Düzenli doktor kontrolü, çok hızlı uzayan tırnaklarının kesimi ve tüylerinin düzenli taranması... Bakalım sıradaki aday bunları yerine getirebilecek mi? “Hımm... Demek adın Tuğçe, öyle mi?”

Müstakbel sahibini bulmak için mülakat yapan köpek fikrine bayıldım. Michel Rosen'in akıcı dili, Tony Ross'un hikâyeyi adım adım takip eden neşeli çizgileri, özenli çeviri... Kitap bir çırpıda bitti. Biraz kızdım doğrusu. Bu kadar da kısa yazılmaz ki!
 
 

Konuşan Köpek

Yazan: Michael Rosen

Resimleyen: Tony Ross

Türkçeleştiren: Acar Erdoğan

Mavibulut Yayıncılık
 
(*)Bu yazı 24/09/2014 tarihinde okumadan yatmayanların kitap tanıtım yazılarına yer veren çok yazarlı okuryatar isimli edebiyat sitesinde yayımlandı. Siteye ulaşmak için tıklayın.
http://www.okuryatar.com/konusan-kopek-tugba-gurbuz/

10 Eylül 2014 Çarşamba

KRALİÇEYİ KURTARMAK(*)


Vladimir Tumanov Rus asıllı bir yazar. 1991'den beri Kanada'da Batı Ontario Üniversitesi'nde Modern Diller ve Edebiyatlar Bölümü'nde ders veriyor. Kraliçeyi Kurtarmak onun çocuklar için yazdığı ilk kitap. Kitabın ortaya çıkış hikâyesi hayli ilginç. Tumanov'un oğlu Alex okula başladığında matematiği çok sıkıcı buluyormuş. Tumanov, oğlunun fantastik hikâyelere olan merakından ve ilgisinden ilham alarak matematik problemlerini fantastik bir hikâyenin içine yedirmiş. Bir kitabın baş kahramanı olmaktan hoşnut kalan Alex, bilmecelerin içine gizlenmiş matematik problemlerini heyecanla çözmeye başlamış ve matematiğe bakış açısı değişmiş. Kitap, Kanada'da küçük çocukların olduğu kadar öğretmenlerin ve anne babaların da ilgisini çekmiş. İlk yayımlandığı Mart 2004'ten bu yana tam 65 kez baskı yaptığı göz önüne alınırsa ülkemizde de durum pek farklı değil.

Kraliçeyi Kurtarmak sadece matematiği sevdiren bir kitap değil. Çok daha fazlası. Matematik problemlerini bir çırpıda çözen ve ansızın kaybolan sihirli bir kalem, Alex'in kütüphanesinde birdenbire beliren, içindeki bilmeceyi çözmeden bir sonraki sayfaya geçemediğiniz esrarengiz kitap, bir mahzende kurtarılmayı bekleyen Zümrüt Kraliçe Jayden, çözülmeyi bekleyen 400 matematik problemi, yaz tatili, Waconda kampı, arkadaşlık, dayanışma... Alex, Sam ve Vanessa ile tanışmak için daha fazla beklemeyin. Unutmadan kitabı okumaya başlarken yanınıza bolca kâğıt ve kalem alın! Kendinizi, kitabı bir kenara bırakıp bilmeceleri çözmekten alıkoyamayacaksınız.
 
 

Kraliçeyi Kurtarmak

Yazan: Vladimir Tumanov

Resimleyen: David Bordelau

Türkçeleştiren: Mine Kazmaoğlu

Günışığı Kitaplığı

Çocuk Roman

(*)Bu yazı 8/9/2014 tarihinde okumadan yatmayanların kitap tanıtım yazılarına yer veren çok yazarlı okuryatar isimli edebiyat sitesinde yayımlandı. Siteye ulaşmak için tıklayın.
http://www.okuryatar.com/kraliceyi-kurtarmak-tugba-gurbuz/