26 Haziran 2026 Cuma

Geçmişten geleceğe köprü kurmak

Yeniden birlikte yazmaya başlayacağız!

Mindmills bloğun sahibi sevgili Neslihan'ın astroloji konusundaki bilgisini kullanarak bize yazma başlığı belirlediği, gökyüzünden aldığı işaretleri yazısının içine adımlama taşları gibi dizdiği, bizim de alıp kendi bloglarımıza koyduğumuz ve üzerine basa basa yürüdüğümüz, eşzamanlı yazı yarenliği yaptığımız, birbirimizi ziyaret ettiğimiz, yorumlarla desteklediğimiz keyifli zaman dilimi için tarih belli. İçeriği heyecanla bekliyorum. Ön yazıda çıtlatılan "geçmişe bakmak". 

Beliz Hoca tragedya anlatırken "geçmiş"i şöyle tarif ediyordu. Daha doğrusu aradaki bağı şöyle kuruyordu. Geçmişte bir şey oldu, bugüne izi düştü. Sahiden de böyle. Zaman akıyor. Her an seçimler yapıyoruz. Her seçimle bir adım atıyoruz. Bunlar adımlama taşları gibi birbiri ardına ulanıyor, uzuyor, bize bugüne getiriyor. Geçmişte olan şeylerin izi düşüyor bugünümüze. Artık bu yaşta, bu bilinçle, bugünün de geleceği inşa ediyor olduğu algısıyla delidolu tepkiler yerine kendi içimizde vardığımız en bilgece yerden, kendimizin en iyi versiyonundan tepki vermeye çalışıyoruz. Burada biz bizeyiz, daha çok kadınlar arasında. Kadınların kendiyle çalışmasına, olana bitene kafa yormasına, her an büyüme, kendilerini geliştirme çabalarına, büyümelerine, gelişmelerine bayılıyorum. Yapıyoruz bunu. O yüzden geçmiş hep ensemizde, her zaman bir pişmanlık gibi, keşke gibi değil. Bugün, burada kendimize inşa ettiğimiz, içinde yaşadığımız gerçekliğin yadsınamaz tuğlaları gibi, mevcut metnin altından belli belirsiz yansıyan bir palimpsest gibi. O yüzden geçmişi kurcalamak yazılarda iyi gelecek bence hepimize. Geride kalanlar, bugüne taşınanlar, çoktan bıraksaydım denilenler, bir yerlerde hep istenmiş ama henüz yeşertilmemişler dikkate gelecek, temize çekilecek. Astrolojiden hiç anlamam. Bilgim de yok ama geçen birkaç yıl zorlu geçti. Güven konusunda sınandım durdum. Olmayacak kazıklar yedim. Şimdi de sanki akacak kanın damarda durmadığı, gizli kalmış, örtbas edilmiş ne varsa gözler önüne serildiği, ifşa edildiği bir dönemdeyim. Gerçeğin önünde sonunda ortaya çıkmak gibi bir özelliği var. Açığa çıkan, beni acayip şaşırtan, canımı sıkan, gözümün bebeğini üzen ve kızdıran nur topu gibi bir mesele var kucağımda. Öznesi, sebebi ben değilim ama annelik vazifesi yara bandı ve tamponuyum. Sakin kalmak, durumu düzgünce yönetmek, duyguları konuşmak için alan tutmak, ne yapacağımla ilgili profesyonel yardım almakla meşgulüm. Oysa ben de kızgınım. Değer yargılarımla uyuşmayan bu durum karşısında ağzıma geleni öfkeyle söyleyebilirim. Züccaciye dükkanına dalmış fil gibi davrananların etkisine aynı tepkiyle yanıt vermek çok kolay. İş, bu tetik karşısında durmayı, susmayı, dikkati ve enerjiyi daha fazla tahribat yaratmak yerine onarıcı olmak konusunda harcamaya çalışmakta. Çünkü gelecek her zaman yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla şekilleniyor. Böyle bir huzursuzluk döneminde eşzamanlı yazmak umuyorum ki beni güçlendirecek ve şifalandıracak. Geçmişi bir yara gibi değil, başardıklarımı, göğsüme taktığım madalyaları hatırlamak ve kutlamak, tohumunu ektiğim ve filizlendirdiklerim ve varlığını unuttuğum dilek ve niyet toplarını bulmak ve ileriye doğru fırlatmak için kullanacağım. Çünkü biliyorum. Kafama koyduğumu yaparım ben. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder