Dün evin içinde arı gibi çalıştım.
Önce blogtaki yarım kalmış yazılardan sonuncusunun üstüne uzun bir paragraf yazdım. Paylaştım ve yataktan kalktım. Sonra gece yarısına kadar süren ev işleri...
Mektup yazmanın, orada kendimden bahsetmenin, güne dair kısa, küçük hedefler koymanın verimliliğe etkisi var. Mektubumda yapsam iyi olur dediğim ne varsa, fazlasıyla yaptım. Yatak odama taşıyınca bir yıldır yanlış yerde dikildiğini fark ettiğim şifonyeri antreden koridor boyunca iterek başladım işe. Hem odamdaki depolama alanı çoğaldı. Hem de pencere yanına çakılı açık rafın yanında şifoniyer şahane oldu. Renk de tuttu, doku da. Onun yanına da kesonu koydum. Kitaplıktan başlayarak merdiven gibi alçalan bir alan çıktı ortaya. Gecenin ilerleyen saatlerinde kesonun üstüne koyduğum cep telefonunu açıp yoga pratiği de yaptım. Matı açıp yerleşebileceğim bir alanım doğdu böylece. Tam karşımda da bir boy aynası olduğundan duruşumu da görebiliyorum.
Okulların açılmasıyla evdeki eşyalar göçmen kuşlara döndü. Kimi bir yıldır saklandığı kutulardan çıkıyor evin farklı köşelerine uçuşuyor, kimi eski, kırık işlevsiz eşya toplanıyor, evden çıkıyor. Kimi de yer değiştiriyor ve doğru yerini buluyor.
Bu evin bize bir güzel katkısı da, her daireye ait su ve doğalgaz sayaçlarının olduğu yerlere akerdiyon kapı yapılarak onların daireye ait küçük bir depolama alanına dönüştürülmüş olması. Birkaç hafta önce oraya da el attım. Her şeyi dışarı çıkarıp balkon süpürgesiyle süpürdüm. Çöpleri, tozları dışarı attım. Fazla eşyaları, kutuları güzelce istifledim. Bir yap boz ciddiyetiyle alanı en doğru, verimli kullanmak için yerleştirdim. Daha önce eve temizliğe gelen kadından yapmasını rica ettiğim ancak istediğim özende bitirilmeyen işi de kendi içime sinen şekilde tamamladım. Bir süredir eve kimseyi almıyorum. Çünkü fark ettim ki, ben temizlikten önce düzen arıyorum. Onu da bana bir başkası veremiyor. Yaz biterken evde hayatımı kolaylaştıracak düzeni oluşturmaya niyet etmiştim. Taşınma sonrası sırası gelmeyen işleri bir bir yapmanın rahatlığı, fiziksel yorgunluğumun önüne geçti.
Dün sahiden de tüm günü ev işiyle geçirdim. Sabah rutin mutfak işlerini yaparak kızımın uyanmasını bekledim. Kahvaltı için taze ekmek alma, çöp atma görevini de ona verdiğimden akşam altıya kadar evden burnumu çıkarmadım. Kısa bir yürüyüş ve alınacak birkaç şey için çarşıya çıktık. İşimizi halledip döndük. Aralarda sadece yemek ve dizi izleme molası vererek kaldığım yerden işe koyuldum. Yaptığım yoga pratiği, evi toparlamanın huzuru ve ılık duş etkisiyle deliksiz uyudum.
Yoga pratiği deyip geçmeyeyim. Arkadaşımın online ders aldığı kundalini yoga hocası 4 haftalık bir "Yeni Mevsime Hazırlık" serisi hazırlamış. Çalışmanın vaadi, bedeni, ruhu yazdan sonbahara taşımak; mevsimin getirdiği abi içe kapanış, bedende, ruhta soğuma/kuruma, hüzün, melankoli, depresif ruh hali, uyuşukluk vb. olası fiziksel ve duygu durumlarını dengelemek ve bu dönemi daha verimli geçirmek olarak belirlenmişti. Bu çarşamba son ders var. Üç pratiğin ardından belirlenen niyetle uyumlu hareket ettiğimi, her pratiğin ardından mışıl mışıl uyuduğumu, eskiye ait, iş görmeyen şeyleri bıraktığımı fark ediyorum. Canlı derslere katılamadığım için dün gece üçüncü haftanın pratiğini kayıttan yaptım. Ağırlıklı olarak kollarla çalıştık. İkişer, üçer dakikalık kol serileri epeyce zorluyor esasında. Kollar yoruluyor, ağrıyor. Bunu arkadaşıma söylediğimde "Kundalini yogada kol sadece kol değil, kim bilir ne yükleri, ağırlıkları attın Tuğba'cığım," dedi. Arkadaşıma yürekten inanmayı seçiyorum. Tıpkı dışarıda kuruyan, bırakan doğa gibi bende benim için kurumuş, tükenmiş, bana hizmet etmeyen nesneleri, olayları bırakıyor ve yeniye yer açıyorum. Öyleyse sonbahara hazırım, onunla uyumluyum. Ya sen?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder