30 Mart 2026 Pazartesi

Heybemden çıkanlar

Martın son günleri. "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır," sözünün hakkını veriyor. Çanakkale için şaşırtıcı değil esasında. Çocukluğumdan itibaren hatırladığım pek çok 18 Mart, hatta 23 Nisan mont giyilecek kadar soğuk. Belleğim böyle buyuruyor. Kızım 11 Nisan doğumlu. Hastaneden çıkıp eve girdiğimiz gün kalın baharlık montumsu hırkamla üşüdüğümü, onu battaniyeye sarıp sarmaladığımı, üşümesin diye üzerine titrediğimi de belleğim bulup getiriyor. Demek ki bahar geç kalmış değil, ritmi bu.

Yine de uzun süren kıştan bıkmaya iznim olmalı. Isınmak, sarılıp sarmalanmak isteğime burun kıvrılmamalı. Dün bu arzumun peşine düştüm. Kızımla Biga Kırkgeçit Kaplıcası'na gittik. Açık havada sıcak termal suda yüzdük. Giderken ve dönerken manzaranın tadını çıkardık. Tepesi dumanlı dağların arasında, ağaçların içinde, kuşların ötüştüğü, sessiz sakin bir yer. Asıl güzel olan, kısa süreli de olsa evden uzaklaşmak, yola çıkmak ve yolda sohbet etmek. Arabanın içinde seyahat etmek, dar bir alanı paylaşmak demek. Eğer şoför ve yolcu gerginse, birbiriyle çekişmeliyse yol ve yolculuk karabasan gibi üzerine çöker. Çizginin diğer tarafı ise yolun sunduklarının açtığı sohbetler, çağrışımlar, şarkılar eşliğinde keyifle akıp gider. Bizimki ikinci türden bir kısa yol hikâyesiydi. Çanakkale Biga arasında geçmeyi sevdiğim, her mevsim başka güzel görünen ormanlık alan, dumanı üzerinde tüten dağlar, bulutlar, kuş sürüleri... Hepsi de şehri geride bırakıp gözlerimi ve ruhumu dinlendirme imkânı bana. Keyifli geçti ama yorgunluğum dinmedi. 

Cumartesi hepten hareketliydi. Öğlene kadar hastalar... Miting alanını teğet geçip yarım günlük mesleki seminerin yapılacağı otele varma çabası... Eve yetiş. Yemek ye. Üzerini değiştir ve doğaçlama tiyatroya git. Arkadaşlarımla ve kızımla izlediğim doğaçlama tiyatronun bir bölümünde sahneye bir konuk çağrılıyor. Ekip ona sorular soruyor. Sonra sahnede doğaçlama hayatından kesitler canlandırılıyor. Biraz abartılıyor. İzleyici de gülmekten kırılıyor. Çıkışta bir kafede oturduk. Kızım bizim ebeveynliğimize dair başından geçenleri anlattıkça güldük, güldükçe neşelendik ve bu malzemeyi tiyatro ekibine verse sahnede neler izleyebileceğimizi düşündük. Tiyatroyu izlemek güzeldi ancak böyle bir deneyimin, çalışmanın parçası olmak kim bilir ne kadar keyiflidir. İnsanın kendi rutin hayatı dışında yeni şeyler denemesi, öğrenmesi, içindeki canlılığı arttırıyor. Bu ara benim de içime daha çok neşe ve yenilik katasım var. Bakalım yolum nereden açılacak?

Borgen'i izliyorum. Birkaç dizi daha vardı aklımda. İsimlerini not etmemişim. Belki çıkar karşıma. Ya da anımsarım. 

Sarı Zarflar vizyona girmiş. Çok kalmaz burada. Hafta içi fırsat bulup izlemeli. 

Ay sonu yaklaşırken benim heybeden çıkan bunlar. Nisan hayırlarıyla gelsin. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder