Leylakdalı hatırlattı. Reset serimiz bitti bitiyor. Bugünkü Reset: 7 yazısıyla öylece bitmesin istedim. Kaptanımızın davetini hatırladım çünkü. Ne diyordu: "Kendi özgünlüğünüze yer açın, içinizdeki değişiğe bakın, başka olmanın özgürlüğünü tadın, eski-eksik-kararmış-solmuşları bırakın, taze-yeni-parlak-misleri tadın."
Kıştan çıkarken, bahara kavuşurken ne anlamlı bir çağrı. Bende karşılığı var. Kendimi tanıma kazıları sürerken, artık bana hizmet etmeyen alışkanlıkları, ilişki biçimlerini bir bir keşfederken sembolik anlamda güçlü, beni çok etkileyen bir rüya gördüm. Sabah niyetine anlatayım, hayır olsun.
Zamanın birinde, kendi gerçekliğimin içinde, gerçek yaşımda, mevsim normallerinde, kapişonumu geçirmişim başıma yürüyorum. Biraz üşümüşüm. Ellerim ceplerimde. Kordondayım. Yüzüme vuran rüzgardan korunmak için başım hafif öne eğik. Bir ses işitiyorum. İrkiliyorum. Selam veren tanıdığım biri, daha yakından tanıma hevesi duyduğum ama ritim tutturamadığım biri. "Nasılsın?" diye soruyor içtenlikle. "Keyifsiz görünüyorsun. Merak ettim," diye sürdürüyor konuşmasını. Gözlerinin içine bakıyorum. "Dalmışım. Burada olduğunu fark etmiştim ama şimdi tam olarak görüyorum," diyorum. Görüyorum ve görülüyorum. Neden benimle yakınlaşamadığını soruyor. Sorunun muhatabı kim anlamıyorum. Engel ben değilim çünkü. Belki de kendine yönelik sözleri. Bir yanıt bekliyor mu emin değilim, ya da cevap bende mi ama yanıtlıyorum. Kelimelerimden medet umar bir hâli var çünkü. "Belki ileride denersin belki de ritim budur, olmuyordur," diyorum. "Diğer tarafına geçeyim," diyor ve beni öpüyor. Ben değişmiyorum, ikna etmeye çalışmıyorum. Sakin ve olgun bir yerden konuşuyorum. Bakış açısını, perspektifini değiştirmek, adım atmak isteyen o. Böylece gerçek hayatta görmediğim eylemlilik hâlini hediye ediyor bilinçaltım. Tanıdık ve huzurlu hissettiren bir öpücük. Pofuduk bir yatağın içinde olmak gibi, yumuşacık battaniyelere sarınmak gibi, sıcak, yumuşak, güven dolu. Kalabalığın içinde buluyorum sonra kendimi. Bir sürü tanıdığı görüyorum, meslektaşlar, okul arkadaşları... Seçim zamanı sanki. Sokaktayım. Elimde bir bavul aşağı yukarı dönüp duruyorum. Bir kanaldan su akıyor gürül gürül... Bana seslenenler oluyor, konuştuklarım. Bavul ağır geliyor artık. İçini açıp ihtiyaç duyduklarımı yanıma almaya, bavulu emanete bırakmaya karar veriyorum. Açtığımda içinde o kadar lazım, vazgeçilmez şeyler olmadığını görüyorum. Bırakıyorum ve rahatlıyorum. Tam burada uyandım. Çok sakin, çok huzurlu bir histi içimdeki. Nasıl olmasın? Belirsizlik ortadan kalkmış, gerçek hayatın sunmadığı yanıtlar gelmiş, yakınlık ihtiyacı karşılanmış, duygular sular seller gibi akıyor, engel yok... Hele o bavul! İçinde bana hizmet eden bir şeyin kalmadığını fark etmem ve elimden bırakmam, hafiflemem, özgürleşmem... Bu bir aylık döngünün en kıymetli hediyesi. Bana hizmet etmeyen, bana ait olmayan yükleri elimin tersiyle itmeyi öğreniyorum. Bana yüklenen, kendime görev edindiğim ama aslında benim yükümlülüğüm olmayan vazifeleri bırakıyorum bir bir... Ben benim ve ben sadece ben olmak istiyorum. Bir de kızımın annesi. Hepsi bu. Bundan alâ reset mi olur?
şahane konuşmuş rüya, hayırlara vesile olsun..rüyayı gören kadar duyan dinleyen de ondan payını alır derler..bundan gerçek reset olmaz diyorum ben de ve payımı aldım gidiyorum :)
YanıtlaSilDuymamıştım ama doğru demişler. Şifa olsun, elden ele geçirelim ☺
Sil