19 Aralık 2013 Perşembe

DÜNYAYI MASALLAR KURTARACAK


 
Çanakkale Kent Müzesi, ÇAYEK, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ortaklığıyla düzenlenen masal söyleşilerinin ilki 18 Aralık 2013 tarihinde Çanakkale Kent Müzesi'nde gerçekleşti. "1001 Gece ve Kent Ütopyaları" başlıklı ilk söyleşinin konuğu Atlas Dergisi'nin genel yayın yönetmeni Özcan Yüksek'ti.
Özcan Yüksek, söze "1001 Gece Masalları'nın Bağdat'ı, Sultan Harun Reşid, onun veziri ve celladı, bütün bunlar bir kent ütopyasının benzersiz tarifidir." diyerek başladı.
Söyleşi süresi bir saat, konu da 1001 gece masalları olunca laf lafı açtı. Özcan Yüksek, kah masallar anlattı, kah 1001 Gece Masalları'nın peşinde yol anılarını. Gezi direnişini Bremen Mızıkacıları masalına benzetti. Bildiklerini aktardı, yorumları dinledi, soruları cevapladı. Bana da bu keyifli akşamın notlarını derlemek düştü. 
 
1001 Gece ve Kent Ütopyası
Rönesans'la birlikte Avrupa'da bir "ütopya" kurgusu belirdi. Oysa 1001 Gece Masalları çok daha önce bu soyutlamayı yapmıştır. Adalet, özgürlük, toplumsal vicdan, akıl, kibir, bütün bunlar, hiçbir edebiyat yapıtında böylesine derinlikli işlenmemiştir. Üstelik bu masalların bir yazarı da yoktur.

Masal nedir?
Masal kelimesinin kökeni Arapça “mesel” sözcüğüdür. Mesel, ibret alınacak, örnek teşkil edecek kısa anlatı demektir. Masal, sözlü halk hikâyesidir. Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren yaşanmamış öykülerdir. Masalların ortak özellikleri vardır:
Olağanüstü konuları vardır.
Kahramanlar gerçeküstü özelliklere sahiptir.
Yer ve zaman belirsizdir. (1001 Gece Masalları hariç)
Her masaldan bir öğüt, bir ders çıkarılabilir.
Masallar kalıplaşmış bir tekerleme ile başlar.
Masallarda olağanüstü varlıklar(cin, peri, melek) bulunabilir.
Masallar kalıplaşmış tekerlemelerle biter.
Masallar hep mutlu sonla biter, iyiler her zaman kazanır.
Niteliği ne olursa olsun her şeyiyle hayal ürünüdürler.

Masallar bizi kandırıyor mu?
Masalı masal yapan şey bir yazarının olmamasıdır. Masal tüm çağlardan, bilgilerden geçer, ağızdan ağıza aktarılır, yazanı çizeni belli değildir, zamansız, sahipsiz sözlü anlatılardır. Masallar dikte etmez, parmağını sallayarak gözümüze soka soka bize bir şey öğretmez. Biz hikâyenin içinden bilgeliği, bilgiyi kendimiz keşfederiz. Masalların sonunda her zaman iyiler kazanır. Kötülerin kazandığı masallar nesiller boyu ağızdan ağıza aktarılmaz. Çünkü masal, bir iyilik propagandasıdır.
Sadece kötülerin yaşadığı bir toplum, dünya yaşayamaz. Dünyanın devamlılığı için iyilerin çoğalması ve hayatta kalması şarttır. Masallar yüzlerce, binlerce yıldır insanların bildiği, inandığı öğretileri gelecek kuşaklara aktarmak için vardır.

1001 Gece Masalları
8. yy.da Arap Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat önemli bir ticaret şehriydi. İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa'dan gelen tüccarlarla dolup taşmaktaydı. Bu dönemde şehrin kültürel yapısı gelişti. Arap kültürü diğer Doğu kültürleriyle harmanlandı. 1001 Gece Masalları bu dönemde halk hikâyeleri olarak çıktı. Ticaret, kervan yolu üzerinde yolculuk yapan, taşınan bu sözlü hikâyeler, sonunda tek bir eserde derlenmiştir. Hikâyelerin çekirdeğini eski bir Fars (İran) kitabı olan Hazâr Afsâna (Bin Efsane) oluşturduğu bilinir. 9. yy. civarında hikâyeleri derleyen ve Arapçaya çevirenin masalcı Ebu Abdullah Muhammed el-Gahşigar olduğu söylenir. Eserdeki hikâyelerin çerçevesini oluşturan Şehrazad öyküsünün esere 14. yy. civarında katıldığı düşünülmektedir. İlk modern Arapça derlemesi ise 1835'te Kahire'de yapılmıştır. Fransızcaya ilk kez 1704'de çevrilse de hikâyelerin bir kısmının daha önce Avrupa'ya gittiğine inanılmaktadır.
1001 gece masalları Arap Edebiyatı'nın en güzel eserlerinden biridir. Ali Baba ve Kırk Haramiler, Alaaddin'in Sihirli Lambası 1001 gece masalları içinde en çok bilinen, pek çok dile çevrilmiş olan masallardır. O zamanlarda Arap matematik çevresinde 1000 sayısı kavram olarak sonsuzluğun sembolüydü. 1001'i  ise sonsuzluğun ötesi olarak yorumlamak yanlış olmaz. Belki de bu yüzden eserdeki tüm eserleri okuyan kişinin delireceğine dair bir efsane çıkmıştır.     
                                                                    
1001 Gece Masalları gerçek şehirlerde yaşanmıştır, (Bağdat, Şam, Kahire gibi), gerçekten yaşamış insanlar masal kişisidir (Harun Reşid gibi). Bu yönleriyle klasik masallardan ayrılırlar.
Hikâyeye göre; Fars kralı Şah Şehriyar, karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar. Önce karısını öldürtür. Vezirine her gece kendisine yeni bir eş bulmasını emreder. Her gece saraya yeni bir eş gelir. Her tan vakti, Şehriyar yeni eşini idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder. Vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan yapar. Şehriyar'ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Babası itiraz eder. Bakar ki kızı kararlıdır. Ona bir hikâye anlatır.
Şehrazad, evlendikleri gece, kardeşi Dünyazad'ın hikâye dinlemeden uyuyamadığını söyler. Her gece Dünyazad'ın da yardımıyla çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatmaya başlar. Tam şafak vakti geldiğinde, en heyecanlı yerinde hikâyeyi anlatmayı bırakır. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, Şehrazad'ın idamını erteler. Şehrazad hayatta kalabilmek için her gece bir önceki masalın devamını anlatıp yeni bir hikayeye başlar. Gün ağarırken hikâyeyi, en heyecanlı yerinde yarım bırakır. 1001 Gece Masalları Şehrazad'ın Şehriyar'a anlattığı hikâyelerdir. Sona gelindiğinde, evliliklerinde uzunca bir süre geçmiş ve üç oğulları olmuştur. Şehriyar'ın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri geçmiş, Şehrazad'ın sadakatine güvenmiştir.
Özcan Yüksek'in söyleşi sırasında anlattığı iki masal da başka bir yazının konusu olsun.
Gökten üç elma düştü. Biri benim, biri bu organizasyonu gerçekleştirenlerin, biri de bu yazıyı okuyanların başına... Masal anlatanınız bol olsun.



 















 



2 yorum:

  1. Masal masal matitas... Gerisini buraya yazaamam... Allah rahmet eylesin sabih dayım böyle başlardı masal anlatmaya... Sonra pire berber deve ve tellal gelirdi ardı arkasına... Biraz büyüdüm Dede Korkut okudum sonra Alaaddin, lambası ve Sinbad'da vardı hayatımızda. Hala da varlar, farkında mısınız?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Masal tekerlemeleri önemli. Okuru ya da dinleyiciyi uyarır. "Birazdan adım atacağın gerçeküstü dünyada her an her şey olabilir." der.
      Masalların hayatımızdan hiç eksik olmaması dileğiyle...

      Sil