2 Kasım 2015 Pazartesi

TÜYLER


...
Fran kadehini Bud'dan alıp "Teşekkürler," dedi. Gözleri yeniden dişlere takıldı. Bud onun nereye baktığını gördü. Arabalar pisti inletiyordu. Siyah birayı aldım ve dikkatimi ekrana verdim. Dişler beni ilgilendirmezdi. "Diş tellerini takmadan önce Olla'nın dişleri de bunlara benziyordu," dedi Bun, Fran'e. "Ben onlara alıştım. Ama galiba orada tuhaf görünüyorlar. Bütün çabalarıma rağmen, onları neden ortalıkta tuttuğunu anlamıyorum." Olla'ya bir göz attı. Sonra bana bakıp göz kırptı. Baba koltuğuna oturup bacak bacak üstüne attı. Siyah birasını içerek Olla'ya uzun uzun baktı.
Olla bir kez daha kızardı. Alkolsüz bira şişesini elinde tutuyordu. Bir yudum aldı. Sonra şöyle dedi: "Bud'a ne çok şey borçlu olduğumu hatırlatıyorlar bana."
"Ne dedin?" dedi Fran. Kuruyemiş kutusunu karıştırıp kaju cevizi arıyordu. Yaptığı şeyi bırakıp Olla'ya baktı. "Pardon, duyamadım." Fran gözlerini kadına dikip baktı ve söyleyeceği bir sonraki şeyi bekledi.
Olla'nın yüzü yine kızardı. "Minnettar olduğum bir sürü şey var," dedi. "Bu da minnettar olduğum şeylerden biri. Bud'a ne çok şey borçlu olduğumu bana hatırlatsınlar diye onları ortalıkta tutuyorum." Alkolsüz birasını içti. Sonra şişeyi indirip şöyle dedi: "Güzel dişlerin var, Fran. Hemen fark ettim. Ama benim dişlerim çocukken çarpık çıktı." Tırnağıyla ön dişlerinin birkaçına hafifçe vurdu. Dedi ki: "Annemle babam dişlerimi yaptırmam için gerekli parayı karşılayamadı. Dişlerimin her biri başka yöne bakıyordu. İlk kocam nasıl göründüğümü umursamıyordu. Kesinlikle umursamıyordu! Bir sonraki, içkisinin nereden geleceği dışında hiçbir şeyi umursamıyordu. Bu dünyada tek bir dostu vardı, o da şişesiydi." Başını iki yana salladı. "Sonra Bud çıkageldi ve beni bu dertten kurtardı. Birlikte olmaya başladıktan sonra, Bud'ın söylediği ilk şey, 'Şu dişleri yaptıracağız,' oldu. O kalıp ortodontiste yapacağım ikinci ziyaret vesilesiyle Bud'la buluşmamızdan hemen sonra yapıldı. Teller takılmadan hemen önce."
Olla'nın yüzünün kırmızılığı geçmedi. Ekrandaki görüntüye baktı. Alkolsüz birasını içti, başka söyleyecek şeyi yok gibiydi.
"Şu ortodontist çok becerikli olmalı," dedi Fran. Televizyonun tepesindeki korku filmi dişlerine tekrar baktı.
"Harikaydı," dedi Olla. Koltuğunda dönüp, "Bakın," dedi. Ağzını açıp dişlerini bir kez daha gösterdi, utangaçlığından eser kalmamıştı.
Bud televizyonun yanına gidip dişleri almıştı. Olla'nın yanına gidip onları Olla'nın yanağına tuttu. "Öncesi ve sonrası," dedi Bud.
Olla uzanıp kalıbı Bud'dan aldı. "Biliyor musunuz, ortodontist bunları alıkoymak istedi." Konuşurken onları kucağında tutuyordu. "Olmaz, dedim. Onların benim dişlerim olduğuna dikkatini çektim. O da bunun yerine kalıbın resimlerini çekti. Resimleri bir dergiye vereceğini söyledi."
Bud, "Ne tür bir dergi olduğunu siz düşünün. Bu türden bir yayının pek revaçta olduğunu sanmıyorum," dedi ve hepimiz güldük.
Tüyler öyküsünden
Katedral / Raymond Carver

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme