5 Kasım 2018 Pazartesi

NASIL YAZIYORLAR? (12)

Yazarların yazma alışkanlıkları okurun ilgisini çeken bir konu. Sevdiğim, sevmediğim, okuduğum, okumadığım tüm yazarların yazım, üretim aşamasına dair söylediklerini iştahla, ilgiyle okuyorum. Kurmacabiyografiler web günlüğüm olduğuna göre, yeri geldikçe buraya da not düşebilirim. İşte on ikincisi: Road Dahl 


Benim için kurmaca yazarlığının en önemli ve güç yanı, olay örgüsü oluşturmak. Özgün ve iyi olay örgüsü bulmak zor. Aklınıza ne zaman iyi bir fikrin geleceğini bilmiyorsunuz, aman Tanrım, geldiği zaman ona dört elle sarılıyorsunuz. En önemli numara onu hemen bir yere not etmektir, yoksa unutursunuz. İyi bir olay örgüsü düş gibi bir şeydir. Uyanır uyanmaz gördüğünüz düşü bir yere kaydetmezseniz, büyük olasılıkla onu unutursunuz düş aklınızdan çıkar gider. 
O yüzden aklıma birden bir öykü düşüncesi geldiği zaman hemen koşar bir kurşun kalem, bir boya kalemi, bir ruj ya da yazan herhangi bir şey arayıp bulur, daha sonra o öykü düşüncesini bana hatırlatacak birkaç sözcük karalarım bir yere. Çoğu kez tek bir sözcük yeterlidir. Bir keresinde ıssız bir kır yolunda araba kullanıyordum, aklıma, boş bir evde, bir asansörde iki kat arasında kalmış biriyle ilgili bir öykü geldi. Arabada kalem gibi bir şey yoktu. Bunun üzerine arabadan indim. Arabanın arka tarafı toz içindeydi. Tozun üzerine parmağımla tek bir sözcük yazdım: ASANSÖR. Bu kadarı yeterliydi. Eve döner dönmez doğruca çalışma odama  koştum, etiketinde yalnızca "Öyküler" yazan kırmızı kaplı bir alıştırma defterime o öykü düşüncesini kaydettim. 
Ciddi şekilde yazmaya başladığım günden beri o defteri saklıyorum. Doksan sekiz yapraklı bir defter. Saydım. Arkalı önlü bütün yapraklar bu notlarla dolu. Bir çoğu işe yaramaz. Ama yazdığım bütün öyküler, çocuk kitapları o küçük, kırmızı kaplı, eskimiş defterden çıktı. 

Tuhaf harika şeyler yapan bir çikolata fabrikası nasıl olur - çılgın bir adamın yönettiği bir fabrika? 
Charlie'nin Çikolata Fabrikası buradan çıktı. 

Köydeki bütün dükkânlara açılan yeraltı tünelleri ağına sahip yaman tilkiyle ilgili bir öykü. Adam geceleri döşeme tahtalarının arasından yukarı tırmanıyor be her şeyi aşırıyor. 
Yaman Tilki 

Jamaika ve yerli balıkçıların yakaladığı  dev bir kaplumbağa gören küçük bir oğlan. Oğlan babasına yalvarır, kaplumbağayı satın alıp salıverilmesini ister babasından. Pekiyi sonra? Belki de oğlan kaplumbağayla birlikte gider ya da sonradan kaplumbağayı bulur. 
Hayvanlarla Konuşan Çocuk 

Bir adam oyun kartlarını arka yüzlerinden okuma becerisi kazanır. Kumarhanelerde milyonlar kazanır. 
Şeker Henry'nin İnanılmaz Öyküsü buradan çıktı.

Bazen bu küçük karalamalar beş ya da hatta on yıl o defterde kullanılmadan durur. Ama umut verici olanlar sonunda her zaman kullanılır. Bu notlar başka hiçbir şey göstermiyorsa bile, bence, bir çocuk kitabının ya da öykünün sonuçta ne kadar ince ipliklerle örülmesi gerektiğini gösteriyor pekâla. Siz öyküyü yazarken öykü bina gibi yükselmeye ve genişlemeye başlar. En iyi sonuç veren kısımlar masa başında yazılanlardır. Ama o olay örgüsü başlangıcı olmasaydı, siz o öyküyü yazmaya başlayamazdınız bile. O küçük not defterim olmasa bir şey yapamazdım. 

Kaynak: Bu alıntı yazarın "Arka Kapıdan Girmek Nasıl Yazar Oldum" adlı öyküsünden alınmıştır. Öykü, Şeker Henry'nin İnanılmaz Öyküsü kitabında yer almaktadır. 

Şeker Henry'nin İnanılmaz Öyküsü
Çeviri Ülker İnce 

1 yorum: