9 Ocak 2014 Perşembe

Googledan doodle: Simone de Beauvoir


Bugün, Fransız roman, felsefe, politika, sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı ve gazeteci Simone de Beavouir'ın 106. doğum günü. Asıl adı Simone Lucie-Ernestine-Marie-Bertrand de Beauvoir.
Katolik okulunda matematik, Sainte Marie Enstitüsü'nde dil ve edebiyat, Sorbonne'da felsefe okur. Eğitimini büyük bir başarıyla tamamlar. Fransa'nın en genç felsefe öğretmeni olur. 21 yaşında Jean-Paul Sartre ile tanışır.
Albert Camus, Jean-Paul Sartre ile birlikte Varoluşçuluk akımını hayata geçirirler. Devlet, toplum, aile gibi kavramları reddeder, bireyin kendi kaderini tayin etmesi gerektiğini savunurlar. Kişi, doğduğu andan itibaren ölmeye başlar. Doğumla ölüm arasında hayat vardır, sahip olunan "tek hayat."
"Hayat hiç bir şeydir. İtina ile yaşayınız." der bir zamanlar yakın arkadaşları olan Albert Camus. Paris'in Alman işgalinden kurtulduğu sıralarda Camus ile sık sık görüşürler. Sartre gibi burjuva kökenli değildir. École  Normal'de okumamış, Akdenizli bir "sokak serserisi"dir. Beauvoir'in, Albert Camus'ya (karşılık görmeyen) zaafı vardır. 1951'de Başkaldıran İnsan'ın yayınlanmasının ardından Sarte'ın emriyle Francis Jeanson kitabı oldukça sert eleştiren bir yazı kaleme alır. Bu Camus ile arkadaşlıklarının bozulmasına sebep olur.
 
Beauvoir ve Sartre varoluşçuluk kuramını yaratmakla kalmazlar. Hayatlarını da bu şekilde sürdürürler. Evliliği, tek eşliliği, birlikte yaşamayı reddederler. Birbirlerine bağlı olmaktan ziyade "bir olmak" kavramına daha çok önem verirler. İstedikleri takdirde başkalarıyla da aşk ilişkileri yaşayabilecek, ortak bir hayatı, birlikte kurdukları işleri ve hayalleri gerçekleştirmeye özen göstereceklerdir. Sadakat ve tek eşliliğin yerine dürüstlük ilkesine önem verirler. Her şeyi birbirlerine anlattıkları saydam ve şeffaf ilişki araya giren pek çok kadın ve erkeğe rağmen Sartre ölene kadar tam 51 yıl sürer. 15 Nisan 1980'de ölen Sartre'ın ardından "Ölüm bizi buluşturamayacak. Böyle işte!Beraberliğimize gelince tek kelimeyle harikaydı. " der.
1943 yılında yayınlanan Konuk Kız (L'Invitée) adlı romanı Rouen okulundaki öğrencilerinden Olga Kosakiewicz ve Sartre ile yaşadıkları üçlü ilişkiyi anlatır. Romanın sonunda Françoise(Simone) öteki kızı öldürür. Kitap büyük ilgi toplar.
1949 yılında Le Deuxiéme Sexe – Kadın, İkinci Seks adlı iki ciltlik kitabı yayınlanır. İkinci cilt "Kadın doğulmaz, olunur." sözleriyle başlamaktadır. Kitap, Beauvoir'a  büyük ün getirir. Kadın haklarının felsefi açıdan irdelendiği kitap Vatikan tarafından kara listeye alınır.
 
Bir Amerika seyahatinde Beauvoir, Chicago'da yazar Nelson Algren ile tanışır. İkisi de kırklı yaşlardadır. Chicago'nun kenar mahallelerinde sokak barlarında üç gün geçirirler. Simone de Beauvoir, Algren'den çok etkilenir. Beauvoir, Algren'in yaşadığı ortamı şöyle anlatır:
Pis kokan teneke yığınla, sağa sola savrulan gazetelerle dolu dar bir sokakta; ne banyosu ne de buzdolabı olan kümes gibi bir evde yaşıyordu. Büyük otellerdeki içime çekmekte zorlandığım o ağır dolar kokusundan sonra bu yoksulluk, ferahlatıcı gelmişti bana.''
Pek çok kere buluşurlar. Mektuplaşırlar. Beauvoir, mektuplarına "Her şeyim, Chicagolu erkeğim, sevgili kocacığım" diye başlar; "Hep senin karın olarak kalacağım." sözleriyle bitirir.
Algren, Paris'e gelmek istemez. Simone de Beauvoir da Sartre'dan kopamaz. İlişkileri Beauvoir istemese de biter.
Algren'in mütevazi evinde sadece bir lavabo vardır, banyo yoktur. Yakın arkadaşı fotoğrafçı Arthur Shay, Simone'u banyo yapması için bir arkadaşının evine götürür. Banyonun açık kapısından çıplak Simone'u götürünce fotoğrafçı iç güdüsü ağır basar ve bu pozu çeker. Simone, deklanşörün sesini duyunca arkasına bakar, gülümser ve saçını düzeltmeye devam eder. Fotoğraf, Simone de Beauvoir'ın 100. doğum gününde haftalık Fransız dergisi Le Nouvel Observateur'da yayınlanır.
 
1960 yılında yazdığı otobiyografisinde Sartre dahil yaşadığı bütün ilişkileri açıkça anlatır. Bu açık sözlülük Sartre'ın hoşuna gider. Ancak Algren tepki gösterir.
"Allah kahretsin! Hiç değilse aşk mektuplarının bir mahremiyeti olmalıydı. Dünyanın her yerinde genelevlere gittim, ama her fahişe beni içeri aldıktan sonra odanın kapısını kapatırdı. Beauvoir bunu bile yapmadı."
1981'de yazdığı  Adieux (Sartre'a Veda) son eseri olur. Sartre gibi uzun çalışma saatlerinde uyanık kalmak için kullandığı uyarıcı ilaçlar nedeniyle sağlık durumu giderek kötüleşir. 14 Nisan 1986'da, Sartre'ın ölümünden altı yıl sonra ölür. Montparnesse mezarlığında sevgilisinin yanına gömülür.
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme