7 Ağustos 2014 Perşembe

ÇİZGİLERLE FİLİSTİN


 
 
Bazen bir kitap okursunuz ya da film izlersiniz hakkında konuşmak, yazmak istersiniz. Ama imkânsızdır. Çünkü söylenecek çok şey vardır ve siz nereden başlayacağınızı bilmiyorsunuzdur. İsrail'in, Gazze'yi yeniden havadan, karadan ve denizden hiç durmaksızın bombalamaya başladığı günlerde Joe Sacco'nun Filistin çizgi romanını okumaya başladım. Hiç de kolay bir okuma süreci olmadı. Bazen kitabın kapağını kapatıp düşündüm. Bazen arka planlardaki çizgilere daldım gittim. Anlatılan hikâyeleri sindirmeye çalıştım. İçinden kan, dehşet fışkıran bir anlatı değil. Sadece Filistinli olduğu için ortalama bir Filistinlinin her gün başından geçebilecek hikâyeler bunlar. Acının ya da mağduriyetin dili kullanılmamış çizgilerde, muhabir çizer Sacco işgal altındaki toprakları tam da gördüğü, olduğu gibi çizmiş. Aradan geçen onlarca yılda hiçbir şeyin düzelmediği ve şartların giderek daha da zorlaştığını bilmenin ağırlığıyla okuduğum, izlediğim Filistin hakkında çok şey söylemek, durup kocaman bir virgül koymak istiyorum. Ancak nereden başlayacağımı hiç bilmiyorum. Muhakkak geri dönüp yazacağım, burada yer vereceğim. Şimdilik yazarı ve çizeri Joe Sacco'nun Al Jazeera gazetesinde yayımlanmış olan röportajının çevirisiyle yetiniyorum. Röportajı olabildiğince aslına sadık kalarak çevirmeye çalıştım. Ufak tefek eksiklikler olabilir ancak anlam kaymasına sebep olabilecek maddi bir hata yapmadığıma inanıyorum. İsterseniz orijinalini okuyup kendiniz karar verebilirseniz. Bir yanlışlık olduğunu düşünürseniz yorum yazıp bana iletmeyi unutmayın. Röportajın orijinal metnine ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayın.
 
 

Filistin ile ne yapmaya çalışıyordun?

Ne yapmaya çalıştığımı açıkçası bilmiyordum. Amerikan medyasının İsrail ve Filistin arasındaki durumu doğru resmetmediğine dair güçlü bir inancım vardı. Bu beni şoke etti.

Filistinlilerin terörist olduğunu düşünerek büyüdüm. Bu inancı değiştirmek zaman aldı. Doğru şeyleri okudum. Orta doğudaki dinamikleri anladım. Ve düşündüğüm şeyin doğru olmadığını gördüm. Bu beni çok üzdü. Gitmek, Filistin'in sesi olmak, oradaki insanların nasıl yaşadığını gösterebilmek istedim.

Filistinliler iki şekilde resmediliyor: Terörist ve kurban

Her iki tanım için de doğru durumlar olabilir ancak Filistinliler ayrıca insan, okula gidiyorlar, aileleri var, bir yaşamları var, sizi evlerine davet ediyorlar, ne yiyeceklerini düşünüyorlar.

Orada neler olup bittiğini düşününce gerçekten üzülüyorsunuz. Bu, Bosna'da da böyleydi.

Filistin'i yaratırken metodunuz neydi?

İşgal altındaki Filistin'e gittiğimde ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilmiyordum, emin değildim. Bir karikatürist olarak deneyimim pek azdı. İnsanlarla konuşmam, notlar almam gerektiğini biliyordum. Oraya gidince gazetecilik reflekslerim öne geçti. Röportajlar yaptım, hikâye topladım. İşgale odaklandım. Bu konuda deneyimleri olan, söyleyecek sözleri olan insanları buldum. Fotoğraf çektim. Maceralarım rastlantısaldı. Bir şehre gitmek üzere taksiye bindim ve şöyle düşündüm. Kim bana gelecek görelim. İnsanlara “Sizin nasıl yaşadığınızı görmek için buradayım.” dedim. Sıklıkla tanıştığım Filistinliler eğer görmek istiyorsan takip et.” dediler. O zaman insanlar onların hayatıyla ilgilendiğinizde daha az endişeli ve paranoyaktı.

İşiniz sizce İsrailliler ve Filistinlileri barıştırabilir, uzlaştırabilir mi?

Bunu yapmaya çalışmıyordum. İşgali anlatan bazı yayınlar yapmak istedim. Ancak çok spekülatif bir şey göstermedim. Çok acı işkence hikâyeleri duydum, ancak bunları kullanmamaya karar verdim. Daha az şok eden, daha herkesin başına gelebilen hikâyeleri, deneyimleri aktardım. İnsanların bu tür deneyimlerle daha kolay ilişki kurabileceğini düşündüm. Psikolojik travmaları göstermek okurun anlatıya tutunmasını zorlaştırır.

Edward Said'in önsözü yazması nasıl oldu?

Filistin, henüz fasikül hâlinde yayımlanırken, damdan düşer gibi bir gün ondan Filistin'in yayımlanması ile ilgili hoş bir notun yazılı olduğu bir kitap, Peace and Discontents, aldım. Anlaşılan oğlu çizgi romanlarımı okuyormuş.

Yıllar sonra Filistin tek ciltte toplanacağı zaman bana önsözün kimden istenebileceği soruldu. Edward Said'e yazdım. O dönemde hasta olduğunu bildiğimi, yazarsa onur duyacağımı söyledim. Açıkçası evet demesini beklemiyordum. Yaptığında çok etkilendim.

Kitabı filme çevirmeyi düşündünüz mü?

Filistin kitabının film yapılabileceğini düşünmüyorum. Kitap çok epizodik. Birkaç kere düşündüm ama kimse gelip kitabı filme almayı ciddi bir şekilde teklif etmedi.

Çizmeyi seviyorum. Bu işte iyiyim ve yalnız çalışmaya alıştım. Kontrol tamamen benim elimde. Sahneyi ve ışığı planlarım. Bunu yapmak için milyonlarca dolara ihtiyacım yok. Bir üst kurulun bana nasıl yapacağımı söylemesini sevmiyorum. Bir çizer olarak işimin en harikulade yanı tek kişilik bir şov olması.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme