5 Ekim 2014 Pazar

Camus-Sartre Çekişmesi-2


Ronald Aronson'un yazdığı Camus Sartre bir dostluk ve bitmeyen çekişmenin hikâyesi'nden okuma notlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

İşgal, direniş, özgürlük

Camus ve Sartre'ın işgal ve direniş günlerindeki ilişkilerine bakmadan önce her ikisinin bu dönem öncesinde neler yaptığına, hangi yollardan yürüyerek bir araya geldiğine bakmak gerekmektedir.

Camus, henüz Cezayir'de iken 1935'te Komünist Parti'ye üye olur. Avangard ve siyasî oyunlar sahnelemiş bir Cezayir tiyatro kumpanyasının organizatörü olarak tanınmaktadır. Daha sonra Yabancı'nın yayımlanmasında kendisine yardımcı olacak ve onu Direniş hareketine dahil edecek editör Pascal Pia'nın altında gazeteciliği öğrenmiştir. 2. D.S.'ının başında Camus, Pia'nın tek yardımcısıdır. Çok geçmeden Le Soir repuclicain'in editörü olur. Gazete 1940 yılının Ocak ayında yasaklanınca Pia, Paris Soir'da çalışmak üzere Paris'e gider. Pia, Camus'nün ilk iki kitabı Yabancı ve Sisyphos Söylem'inin Gallimard Yayınevi'nden yayımlanmasına yardımcı olur. O dönemde Fransız yayıncılar, yasaklanmış bir Yahudi yazar olarak Otto Listesinde yer alan Kafka'nın eserlerini, hatta diğer yazarların Kafka hakkındaki tartışmalarını basmama kararı almıştır. Camus, Cezayir ya da İsviçre'de kitabı sansürsüz yayımlatabilme imkânına sahiptir. Ancak kitap Paris'te sansürden geçer, Sisyphos Söylem'inden Kafka ile ilgili bölümün çıkartılmasına izin verir ve Gallimard'dan yayımlanır.

Camus için siyaset ne denli doğalsa, Sartre için de bir o kadar yabancı bir dünyadır. Sartre, her şeyden önce entelektüel konulara ilgi duyar. Berlin'deki Fransız Enstitüsü'nde Husserl üzerine tez hazırlayan Raymond Aron, Paris'e geldiğinde Montparnesse'daki Bec de Gaz'da bir akşam geçirirler. Masaya kayısı kokteylleri geldiğinde Aron bardağı işaret ederek, “Görüyorsun ya dostum, eğer fenomenolojist isen bu kokteyl üzerine konuşabilir ve bunun üzerinden felsefe yapabilirsin!” der. Bu, Sartre'ın yıllardır aradığı şeydir: Nesneleri aynen gördüğü ve hissettiği biçimiyle tanımlamak ve bu süreç üzerinden felsefe yapmak. Bir çok iyi Alman entelektüelin ülkeden kaçtığı dönemde (1933-34) Sartre, Nazi Almanya'sına giderek Yahudi Hussler'ı, Freiburg Üniversitesi'nin Nazi rektörü Heidegger'i okur. Savaş ilan edilir, seferberlik, 1939-40 yıllarında Phony Savaşı'nda askerlik, Fransa'nın düşüşü... Sartre savaş tutuklusudur. Mart 1941'de kamptan salınır, Paris'e döner. Öğretmenler için zorunlu olan ve kişinin Yahudi veya Farmason olmadığını beyan etmesi gereken belgeyi imzalamayı reddeder, ancak eğitim müfettişi gizli bir Direnişçidir. Lycee Pasteur'daki işine geri döner. Sartre Sosyalizm ve Özgürlük adlı bir direniş grubu kurmaya karar verir. Sartre-Beauvoir ailesinin üyeleri, eski ve yeni öğrencileriyle birlikte Alman karşıtı el ilanları basar ve dağıtırlar. Ancak grup siyasî açıdan deneyimli değildir, pek çok tecrübeli aktivist henüz Almanlara ve Vichy hükümetine karşı örgütlenmeye başlamamıştır, grup dağılır. Bu dönemde Sartre, yazın alanında çok üretkendir. “Yazar bir direnişçi değil, direnmiş bir yazar” olarak Varoluş ve Hiçlik, Sinekler, Çıkış Yok oyunlarını yazar, Akıl Çağı romanının son düzeltmelerini yapar, romanın devamı olan Huzursuz Uyku'yu yazar.

Camus ve Sartre'ın Sinekler oyununun açılışında tanışmalarından bir gün sonra yaklaşık bir mil ötede bir Alman subayı öldürülür. Direniş eylemlerinin arttığı ve etkinleştiği günler yaşanmaktadır. Sartre ve Camus'nün ilişkisi biçim değiştirir, birden çok siyasî savaşın savunucusu Camus, çırağı Sartre'a önderlik eder.
 

Aralık 1943 ya da Ocak 1944'te Pia, kendisine Combat hareketince desteklenen siyasi-kültürel bir derginin editörlüğünü teklif eder. Mart ayında daha önemli görevler verildiği için Pia'nın yerine Combat'ın genel yayın yönetmeni olması önerilir. O esnada Camus, Gallimard'da çalışmakta ve Veba romanını yazmaktadır. Combat örgütü ona sahte evraklar düzenler. Bir de onur rozeti verir.  Yoldaşlar arasında Beauchard adını kullanmaktadır. Bu, grup üyelerinin birbirlerinin gerçek isimlerini bilmemesini sağlayan bir güvenlik kuralıdır. Birlikte her sayıyı yazar, redaksiyonu ve tasarımı yapar, levhaların matbaalara ulaşmalarını sağlarlar. Tehlikeli bir çalışmadır. Kısa bir süre sonra hareketin lideri Claude Bourdet tutuklanır ve Buchenwald'a gönderilir. Camus ile birlikte çalışan Jaqueline Bernard Almanlarca Ravensbrück'teki bir toplama kampına gönderilir. Her ikisi de hayatta kalmayı başarır ancak Combat'ın Lyon'daki yayımcısı Andre Bollier başaramaz, Almanlar tarafından tutuklanmak üzereyken intihar eder. Bir keresinde Fransız ve Alman polislerce aranmayı bekleyen Camus, Maria Casares'e Combat'ın kapağının tasarımını verir. Kendisinin de aranacağından korkan Maria, tasarımı yutar. Camus'nün Combat'a en büyük katkısı gazetecilik mesleğindeki tecrübesidir, en az iki de makale yazar.
21 Ağustos 1944 günü Combat ilk kez serbest olarak yayımlanır. İki imzasız makaleyi içerek tek bir sayfa. "Bugün 21 Ağustos günü, biz ilk kez açıktan baskı yaparken, Paris de özgürlüğüne kavuşmuştur. Elli aylık işgalin, mücadele ve fedakârlığın ardından, sokaklarda duyulmaya devam eden silah seslerine rağmen, Paris yeni bir özgürlük hissiyle, yeniden hayata gelmiştir."
Beauvoir ve Sartre bu günlerde Combat'ta çalışan Camus'yü ziyarete giderler. Beauvoir görüşmeyi şu sözlerle anlatır: "Tüm bina, baştan aşağı büyük bir kaos ve sevinçle sarılıydı. Camus oldukça keyifliydi. Sartre'dan özgürlük dönemine dair açıklayıcı bir rapor yazmasını istedi."
Gazetede, Sartre'ın imzasıyla Paris'i özgürlüğe taşıyan isyana tanıklık eden bir dizi makale yayımlanır: "Ayaklanma sırasında Paris'te bir gezgin" başlığını taşıyan ilk makale, 28 Ağustos'da yayımlanır, halkın isyana verdiği tepkiyi anlatmaktadır. Camus, arkadaşına hayatının fırsatını sunmuştur. Combat, yeraltından çıktığında ilk onurlandırılan yazar Sartre olur, adı koyu harflerle her sayının ilk  sayfasında yer alır. Ne var ki, Beauvoir bundan üç yıl sonra Nelson Algren'e “Biz ne olduğuna dair raporlar yazdık ve bunları kimi zaman kurşunların uçuştuğu sokaklardaki belirgin tehlikeyi omzumuzda hissederek götürdük.” diye yazar. Sartre'ın ölümünün ardından biyografisinin yazarına Combat'ta yayımlanan ayaklanma ile ilgili meşhur makaleleri kendisinin yazdığını söyler, çünkü “Sartre çok meşgul idi”r.

Direniş günlerinde ileride araları bozulduğunda Camüs'nün sert bir şekilde hatırlatacağı şu olay yaşanır: Sartre, Comedie-Française'i Alman sabotajından korumak için direnişçi tiyatro grubu Comite National du Theatre üyeleriyle birliktedir. Şehirde yaptığı turdan dehşete kapılmış olan Sartre koltuklardan birinde uyuyakalır. Arkadaşını ziyarete gelen Camus, onu şu sözlerle uyandırır: “Tiyatro koltuğunu tarihe doğru çevirmişsin!”
 
* Paris özgürlüğüne kavuştuktan sonra Combat gazetesinde çekilen bu fotoğraf, www.newcombat.com web sitesinden alınmıştır. Soldan yedinci sıradaki Albert Camus'dür.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme