15 Şubat 2018 Perşembe

ŞEFKATLİ ANNE GÜNLÜĞÜ:9



Çocukla Barış, Bodrum BBOM Öğretmen Okulunda tanışan Özenç, Özge ve Gülesra öğretmenlerin orada öğrendikleri, araştırdıkları, derinleşmek istedikleri konuları ve sınıfa taşıdıklarını paylaştıkları dijital bir platform.
Farklı yerlerde, farklı koşullarda çalışan üç öğretmen Sura Hart'ın rehberliğinde çıktıkları yolculuğu "Şefkatli Öğretmenin Günlüğü" köşesinde hafta hafta paylaşıyor. Gündemin ağırlığından kaçmak, umudunu arttırmak, çocuklarla ilişkilerinde fark yaratmak isteyen ebeveynler ve öğretmenler için küçük tavsiyelerle dolu günlükleri, kendi pratiğimize dökebilmek, sürecimizi gözlemlemek için bu şablonu kendi ev hâlimize uygulamak istedim. Adını da Özenç, Özge ve Gülesra öğretmenlerden ilhamla "Şefkatli Anne Günlüğü" koydum.

Sura Hart ne diyor? 
Temel, evrensel insan ihtiyaçlarından biri kendinin ve başkalarının iyiliğine katkıda bulunmaktır.
Bir eğitimci olarak her gün bir sürü katkıda bulunuyorsunuz. Akademik "başarı" bu kadar çok vurgulanırken, yaptığınız duygusal katkılara da gereken değeri verdiğinizden emin olun. Bazen öğrencilerinizin sahip oldukları potansiyele ulaşma becerilerini geliştirme konusunda en çok işe yarayan katkılar, görünüşte en küçük olanlardır.
Kendinize zaman ayırın ve öğrencilerinize, çalışma arkadaşlarınıza ve ebeveynlere yaptığınız katkıları bir not defterine yazarak fark edin. Bağlantı kurduğunuz o kısacık anları; öğrencinizi can kulağı ile dinlemek, ona mevcudiyetinizi sunmak için kendi duygu veya ihtiyaçlarınızla bağlantı kurduğunuz zamanları fark edin. Başarılarınızın izini sürün ve her başarınızı kutlayın.

Ben ne düşünüyorum?
Bu günlüklerin başında yer alan Sura Hart alıntıları doğrudan öğretmenlere sesleniyor. Onlara temel meselenin yalnızca öğretmek olmadığını hatırlatıyor. Şefkatli, huzurlu, saygılı bir sınıf ortamı yaratmaya gösterilecek özenin, akademik başarıya giden yolu da açtığını, öğrenmeyi hızlandırdığını anlatıyor ve yükte hafif pahada ağır tavsiyelerde bulunuyor. Bazı tavsiyeleri sınıf ortamından ev ortamına nasıl taşıyabileceğimi bilemiyorum. Bu gibi durumlarda kısa molalar veriyorum, günlükleri yazmayı ve hakkında düşünmeyi boş verip başka şeylerle ilgileniyorum ve cevap kendiliğinden geliyor. Yazmak anlamaktır. Öyleyse bu günlüğü yazmaya bir hafta ayıracağım. Bir hafta boyunca Deniz'e herhangi bir katkıda bulunduğumda defterime not alacağım. Hafta sonunda yazdıklarımı okumak, onları duygu ve ihtiyaçlarımla ilişkilendirerek değerlendirmek, üzerine düşünmek için zaman ayıracağım. Bununla beraber Deniz'i fark ettiğim büyük, küçük her türlü akademik ve duygusal başarıda, attığı iyi adımlarda, tekrarlayan çalışmalarında, çaba gösterdiği anlarda sözlü olarak takdir etmeyi ihmal etmeyeceğim.

Denizle nasıl paylaşıyorum?
En temel yazma nasihatlerinden biridir: "Anlatma göster."
Deniz'in şu sıralarda en tahammül edemediği şey, yetişkinlerin ona nasihat etmesi, onun tabiriyle vırvırlaması. İçerik ne kadar iyi niyetli, kullanılan dil ne kadar yapıcı olsa da Deniz ona nasihat edildiğini, bir davranışını düzeltmesi konusunda tavsiyeler dinlediğini fark ettiğinde, buna inandığında, surat asıyor, kızıyor, kulaklarını tıkıyor. Çok net şekilde nasihat dinlemekten hoşlanmadığını belirtiyor. Ona hak veriyorum. Ben de bana nasihat edilmesinden hiç hoşlanmıyorum. Bundan hoşlanan kimse de yoktur, sanırım.
Anlatmak yerine göstermek, yani okuduğumuz kitapların kahramanlarından yardım almak işleri kolaylaştırıyor. Bize yardımcı olan çok kahraman var, Uzun Yeleli Kedi Çocuk, Zackarina, Teo, ev canavarları bir çırpıda aklıma gelenler.

Deniz'in geri bildirimi ne?
Deniz hayal kırıklıklarını, üzüntüsünü, mahçubiyetini, mutluluğunu, hoşlandıklarını, hoşlanmadıklarını, ciddiye alınma isteğini, duyulma talebini açıkça dile getiriyor. Onun kadar şeffaf olabilmek isterdim. Çocuk ve ebeveynin öğrenme ilişkisi karşılıklı. Onların da bizim üzerimizde değiştirici ve dönüştürücü bir gücü var, hem de tahminimizin çok ötesinde. Bunu görmeye ve uygulamaya açık olduğumuzda sakin ve dengeli ailenin temellerini de sıkıca atmış oluyoruz.

Sonrası ile ilgili ne düşünüyorum?
Bir sonraki günlük, ihtiyaçları fark etmek, olumsuz duygularla savaşmak yerine onları duymak, ardında yatan karşılanmamış ihtiyaçları belirlemeye çalışmakla ilgili. Üzerinde düşünmeye, uğraş vermeye değer.

Kendimi nasıl değerlendiriyorum?
Ülkenin ve gezegenin geleceği konusunda giderek daha kaygılı ve yalnız bireyler hâline geliyoruz. Çoğu zaman akraba, eş dost desteğinden yoksunuz. Sosyalleşme, eğlenme ihtiyaçlarımızı çoğunlukla karşılayamıyoruz. Çocuklarımızın her şeyi olmaya çalışıyoruz. Ahçısı, şoförü, arkadaşı, organizatörü, oyun arkadaşı, öğretmeni... Yorgun ve yalnızız. Kendimiz olmaya ve eğlenmeye ihtiyacımız var. Şİ buluşmaları ve bu günlükler vesilesiyle bu ihtiyaçlarımı gidermeye, kendime odaklanmaya başladım. Kendime odaklandığımda, istek ve ihtiyaçlarımı giderdiğimde, hayallerimi gerçekleştirdiğimde hafifliyorum, sakinleşiyor ve yavaşlıyorum. Bunun için kendimi takdir ediyorum. Hemen ardından rahatlıkla keşke diyebilirim, keşke bunu çok daha erken yaşlarda fark edebilseydim ve hayatıma geçirebilseydim. Ama dilimizi keşke yerine iyi ki ile terbiye etmeliyiz. Ne derler bilirsiniz: "Bir ağaç dikmek için en iyi zaman yirmi yıl öncesiydi. En iyi ikinci zamansa şimdi.

Eski Günlüklere aşağıdan ulaşabilirsiniz
Şefkatli Anne Günlüğü 1
Şefkatli Anne Günlüğü 2
Şefkatli Anne Günlüğü 3 
Şefkatli Anne Günlüğü 4
Şefkatli Anne Günlüğü 5
Şefkatli Anne Günlüğü 6 
Şefkatli Anne Günlüğü 7

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme