Size bu satırları Art Palace'ın bahçesinde, oturduğum banktan yazmaya başladım. Müzenin açılmasına 15 dk var. Sizi dün öğlen Meydan'da bırakmıştım. Yorulmuş, sıkılmış belki de acıkmışsınızdır. Gözümün kestiği ilk restorana yerleşelim de anlatayım. İsmi Noba. Önünde metal bir kuş heykeli yer alıyor. Sokağa ve restorana çıkan merdivenlerin sağında ve sonunda bulunan platformlara yerleşmiş masalar davetkar. Sokağın hareketliliğine yüzünü dönmek de gezmeye dair. Oturduğum yerden meşhur Tamada heykelini görüyorum.
Ovalanmaktan kolu ve elinde tuttuğu kadeh yerine geçen boynuz sarı sarı parlıyor. Gürcü kültürüne has bir sembol. Gürcülerde içmenin bir adabı var. Tamada adı verilen kişi içki sofrasını, sohbeti başlatıyor, yönetiyor, yönlendiriyor, kadehlerin neye kaldırıldığını tayin ediyor. Okuduğum kitapta da böyle bir sahne var. Zukari üniversite öğrenimi için Tiflis trenine bindiğinde tatlı diliyle, hoş sohbeti ve hazır cevaplılığıyla kısa sürede trenin tamadalığını ele alıyor. Kitap Tiflis seyahatimin tatlı bir eşlikçisi. Orada toprağın altına gömülen büyük şarap küplerini okumasam menüdeki draft wine benimle konuşmazdı. Bilirsiniz semboller kendini tanıyana açılır. Yemek olarak güveçte etli, patatesli bir yahni yedim. Yanında da bir kadeh semisweet kırmızı şarap içtim.
Et lokum gibi ağızda dağılmasa da lezzetli idi. Orjinal tarifi tahrip etmemek için kişniş koymayın diye belirtmedim. Turistlerin lüzumu yok. Kişnişe bayılmıyorum ama asla ağzıma koymam da diyemem, yüzümü buruşturup çatalı indirmem, tabağı elimin tersiyle itmem. Tatiller biraz da fabrika ayarlarından çıkıp gözünü açmak, uyanmak, yeniye açık olmakla ilgili.
Yemek, dinlenme, internet, haritalara bakmak derken yerimden kalkıyorum. Sokak aralarına gire çıka, fotoğraf çeke çeke Saat Kulesine gidiyorum. Bu kulenin bir de özelliği var. Dünyanın en küçük saati burada. Baksanıza şunun güzelliğine. Kartal bakışlar için saati okumak da mümkün.
Kulenin büyük hali





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder