7 Nisan 2014 Pazartesi

MURATHAN MUNGAN'DAN OKURLARA ÖNERİLER


189 Sayfa'dan paylaşmaya devam...

Metni "edebiyle" okuyun
Bir okurun kitabında ille de kişisel sırdaşlıklar arayan okurlar edebiyat metni okumayı bilmeyen, metni "edebiyle okuma" terbiyesinden geçmemiş kişilerdir. Bunlar başkalarının hatıra defterlerine, saklı mektuplarına, gizli günlüklerine göz atmaya fazla meraklı, azıcık dedikodu düşkünü okurlardır yalnızca.

Başka okurların "okuma ve anlama hakkı" üzerinde baskı oluşturmayın
"Her okur okurken kendisini okur," diyen Marcel Proust'un bu saptamasının, kişisel görüş olmayı aşan, okuma ediminin doğasına ilişkin temel bir sav taşıdığı kanısındayım. Bu nedenle herkesin bir kitabı okuduğu gibi "anlamaya" hakkı vardır. Bu hakkı, başkalarının okumaları ve anlamaları üzerinde mutlakiyetçi bir baskıya dönüştürmediği ya da başkalarının "okuma ve anlama hakları" üzerinde iddia etmediği sürece...
Anlaştık mı?

Öykü sevin
Edebiyat sevmek benim gözümde kıymetli bir şeydir, ama özel olarak öykü sevmek benim için ayrı bir önem taşır.  Hadi biraz abartarak söyleyeyim: Bana göre iyi bir edebiyat okuru olmanın ölçülerinden biridir bu. Sinema sevmek, roman sevmek daha kolaydır, toplumun genel eğilimi de bunu doğrular zaten; öykü sevmek ise sıradan bir tercihi aşan, edebiyat içinde alınmış bir yolun işaretidir.
Bir tür olarak öykünün edebiyat geleneğimizde güçlü bir damara, sağlam bir geleneğe sahip olmasından da ayrıca gönenirim.
 
Klasikleri okuyun
Klasik metinler insan olmanın en temel sorunlarını sunarlar bize; diri kalmalarını, zaman karşısındaki güçlerini biraz da buna borçludurlar. Onlardan öğreneceklerimiz hiçbir zaman tükenmez. Klasiklere her dönüşümüzde daha önce görmediğimiz, fark etmediğimiz, bizi yeniden heyecanlandıracak bir şeyler bulmak olasıdır. 
Bildiğimizi daha sık hatırlamalıyız: Klasikler edebiyatın anayurdudur.

Arkadaş olmak için insan, okumak için kitap seçin
Arkadaşınız olmasını istemeyeceğiniz türden biri iyi bir yazar olabilir. Arkadaş olmak için insan seçeriz, okumak içinse kitap. Bunları birbirine karıştırmasak olur mu?

Okurluk tarihinizin kaydını tutun
Bir arkadaşım var, okuduğu her kitabın son sayfasına kurşunkalemle kitabı okuyup bitirmiş olduğu tarihi not düşer. Tatilde okuduğu kitaplardan o yılın tatillerini nerede geçirdiği izlenebilir. Benim de özellikle genç okurlara salık verebileceğim güzel bir yöntem; hem kendi okurluk tarihimiz için sağlam bir kayıt tutma biçimi, hem ileriki yaşlarda tadına daha çok varacakları bir derkenar tarihi...
Zamanla elden çıkardığımız ya da raflarımızdan eksilmiş kitaplara gelince: Varsın hayatımızın kayıpları da bunlar olsun!

Kişisel panteonunuzu oluşturun
İyi bir yazarın olduğu gibi, edebiyatın eğitiminden geçmiş bir okurun da kendi panteonu olmalıdır. Sevdiği, beğendiği, vazgeçilmez bildiği yazarlardan, şairlerden oluşan kişisel bir panteonu. Kitaplık kurmaktan farklıdır bu; bir kitaplıkta her türden kitap, her cins yazar bulunur, ama panteon dediğimiz seçimlerimizden, gözdelerimizden, zamanla sınadıklarımızdan, vazgeçilmezlerimizden oluşur. Orada bulunan yazarların, şairlerin dünyaları birbirinden farklıdır elbet, onları birbirine bağlayan en temel unsur, niteliklerinin zamanla sınanmış, onanmış olan edebi düzeyleri, derin yazı dünyalarıdır.
Beni sevdiğini söyleyen okurlara, başka kimleri sevdiklerini sormam biraz da bu nedenledir. Okurun bize biçtiği kıymetin tadını çıkartmamız, biraz da kimlerle birlikte sevildiğimizle ilgilidir.







 
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme