30 Haziran 2014 Pazartesi

VİRGİNİA WOOLF'TAN YAZAR ADAYLARINA TAVSİYELER


 
*Acımasız ve zararlı bir yaratık olan Evin Meleği'ni öldürün.

“Dünya tüm gücüyle sizden yazmaya ayırdığınız mesai saatlerini çalmaya (ya da daha fenası, yazmak istediğiniz için kendinizi suçlu hissetmenizi sağlamaya) çalışırken, yazmaya çalışmak çok zorlayıcı olabilir.” Acımasız ve zararlı bir yaratık olan Evin Meleği'ni öldürmeye hazır olun. “Eğer ben onu öldürmeseydim, o beni öldürecekti. Yazılarımı can damarlarından kesip atacaktı. Çok zor öldü, tam öldüğünü düşündüğüm zamanlarda yeniden ortaya çıktı.”

*Yazma alışkanlığı kazanın.

“Sadece yazın. Sayfalar dolusu saçmalayın. Aptal olun, duygusal olun, Shelly'yi taklit edin; içinizden gelen her sese kulak verin; dilbilgisi kurallarını da, teknik ve biçimsel anlamda bilinen tüm kurallarla beraber ihlal edin; dökün; devirin; kendi keşfiniz olan, olmayan her türlü kelimeyi kullanın, şiirsel bir biçimde, düzyazı bir metinde, ya da elinize geldiği gibi bir çırpıda yazılan anlamsız sözlerle öfkelenin, sevin, alay edin. Ta ki yazmayı öğrenene kadar.”

*Zihninizi serbest bırakın.

“Tam olarak ne düşünüyorsanız onu yazın, tek yol bu. Bir anlığına sıradan bir günde sıradan bir zihni inceleyin. Zihin, sayısız izlenimin, saçma, acayip, çabucak unutulan ya da asla akıldan çıkmayan izlenimlerin akınına uğrar, akla düşen her zerreyi, sırasıyla kaydedin, yolun takip edilmesine izin verin.”

*Beyninizi harekete geçirmek için her gün yürüyüşe çıkın.

“Şehrin sokaklarında yürümeyi severim, sokaklar bana bir şeyler anlatır. Uçsuz bucaksız çimenlerde yürümek, koyun sürülerine dalmak, yükseklere tırmanmaya çalışan kuzular... Bunlar hiçbir şeyin başaramadığı kadar beni besliyor, dinlendiriyor, mutlu ediyor. Yürürken adeta puslu bir yoldaymış gibi hisseder, rüyadaymış gibi kendimden geçer, enfes cümleler kurup hayalimde canlanan sahnenin perde arkasında gezerim.”

*Okumayı sevin. Okumak sizi çok daha iyi bir yazar yapar.

“İçimizden birinin bir diğerine vereceği tek bir okuma tavsiyesi olabilir, o da tavsiyelere kulak vermemektir. Yüreğinizin sesini dinlemenizi öneririm. Kendi sebepleriniz olmalı ki kendi sonuçlarınıza ulaşabilesiniz. Özgürlük, bir okurun sahip olabileceği en önemli niteliktir. Hepimizin sevdiğimiz yemekleri seçmemizi sağlayan bir damak tadı var. Ne tür kitapların hoşumuza gittiğini ise ancak her tür kitabı okuyarak bulabiliriz. Tarihî ve biyografik kitaplar, romanlar, şiirler, oyunlar, klasikler ve modern eserler kimi zaman aynı anda okunduğunda birbirinden bizi etkileyenler, besleyenler, geliştirenler olarak ayrılacaklardır. Edebiyat sevgisinin kazanılması çoğunlukla iyi kitaplarla değil kötü kitaplarla olur.”

*Otuz yaşına gelmeden hiçbir şey yayımlatmayın.

“Otuz yaşına gelmeden hiçbir şey yayımlatmayın. Eğer yayımlarsanız özgürlüğünüz kısıtlanır. İnsanların fikirlerini önemsemeye başlarsınız. Onlar için, onlardan iyi şeyler duymak için yazmaya başlarsınız.”








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder