1 Ocak 2015 Perşembe

NASIL YAZAR/ŞAİR OLDUM? (7)

ŞAİR DEĞİL, ŞİİR OLMAK İSTİYORUM


İrodikos ve Krates’in aziz hatıralarına

Bizim zamanımızda Cin Ali vardı. 1991 yılıydı, birinci sınıftaydım, kıl payıyla yırtmıştım siyah önlükten. Dünya ilk defa bir savaşı naklen izliyordu. Tahtaya Kahrolsun Saddam diye yazdığımı hatırlıyorum. Çocukluk işte.

Okumayı öğrendiğim yaz, naklen savaşın yazında yani, deli gibi okumuştum. Ne bulursam. Ne zaman yazmak istedim ya da kafamda bir yazar/şair olma düşüncesi ne zaman belirdi, tam hatırlamıyorum ama sanırım üçüncü sınıftaydım ilk eserim(!) yayımlandığında.

Türk Standartları Enstitüsü’nün çıkardığı bir çocuk dergisi vardı: Öncü Çocuk Dergisi. Oraya bir şiirimi göndermiştim, yayımlandığında da çok sevinmiştim. “Öncü çocuk dergisi/gelir bize kendisi” diye başlıyordu. Dergi posta yoluyla geliyordu galiba

Ama daha o zaman bile istediğim, umduğum coşku ve heyecanı göremediğimi hatırlıyorum. Galiba yazar/şair olmak isteğim o günlerde doruktaydı, sonra giderek azaldı. Hâlâ yazıyor olmamın sebebi şair/yazar olmak değil, yazmanın kendisinden duyduğum haz. “Geldin yine birdenbire geldin yine/İçimdeki yazı hayvanı geldin yine” diyor ya Dağlarca. Bir Şamanın transı gibi. İşte o ansızın gelen ve müthiş bir haz veren şey için yazıyorum: yazmanın kendisi için.

Bu ilk şiirden sonra epey bir ara verdim yazmaya. Kendi kendime yazıyordum ama sadece okul dergisinde yayımlanan şeyler. O dönemlerde Fakir Baykurt, Necati Cumalı, Can Yücel, Aziz Nesin gibi yazarlar/şairler vardı hayatımda. Necati Cumalı’nın avukatlık da yaptığını öğrendiğim için, sırf bu yüzden, uzun bir süre avukat olmak istemiştim.

Daha sonra Parşömen adlı bloğu kurdum ve yazmak, eşlik etmeye başladı okumaya. Daha sonra da dergilerde yazılar, şiirler, öyküler derken kitaplar geldi. 

Belki de bütün bunlar hiç olmadı. Ya da böyle olmadı, bu şekilde. Belki de ben birazdan Öncü Çocuk Dergisine şiir göndereceğim. Her şey yeniden başlayacak!

Onur Çalı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme