3 Ağustos 2016 Çarşamba

ANLAM VE ANLAMI AŞMAK

Anlam baştan beri bir bela oldu bende. Anlama her şeydir gözüyle bakmayı anlamıyorum. Türk şiirinin böyle bir yazgısı baştan beri vardır. Anlam (çağdaş anlamda) ilk kez Ahmet Haşim'le kırılmıştır.
Asıl tokadı ondan yemiştir. Sezgi, duyum, cinas onunla kısa da olsa yaşanır olmuştur. Böndür anlam. Her şeyi onun yarattığı sanılır. Akılcıdır anlam. Akılsa zehirdir. Bizim anlamla ilgimiz dolaylıdır, tek erk değildir. Büyük bir şiir hiç mi hiç anlam kokmaz, yoksa da dolaylı kokar. Şiiri us yürütmez çünkü. Şiirde us hiç mi işe yaramaz: yarar: aksak bir us olarak ancak.
Anlam Türk şiirinin hastalığıdır.
Francis Ponge: İnciri biliyorum, ama şiiri bilmiyorum, der. Şiir gizli bir tarih kor, o gizliliktir yeri, orda boy atar, yaşar. Ele gelen bir şey değildir şiir. Yalnız ele gelmez de değildir: Görülmezdir de. Ele alındığında her seferinde değişir.Daha önce de söyledim: Şiir minareden düşen bir taşın düşmeyip asılı kalmasıdır. 
Anlamı aşmak, her iyi şiirin nerdeyse asıl sorunu olmuştur. Bu da disiplinler zincirini kırmakla başlar. En başta da sözcüklerin verili söz düzeninin bozmak, yıkmak; yeni bir dilbilgisinin diline de ulaşmakla da yetinilmez. Şeylerin varolşularına da uzanıp, onların düzenini de bozmak gerekir. Şeylerin yapılarının da böyle bir sarsıntıya uğraması kaçınılmazdır. Böylece onları da ortaya çıkarırız. Sonuçta anlamın sarsıntıya uğraması ancak böyle sağlanır. Aksi halde dondurulmuş olarak kalır anlam. Başka türlü özneyi de ortaya çıkaramayız (anlamı aşan özneyi). Söz düzeninin toptan üstüne gitmeli: Yeni bir dilbilgisi yazmak için. Kısaca, anlam dört yönden ateş altına alınmalı. Öte yandan her şey sarsıntıya uğratılarak yeni bir dile kavuşulur. Yeni bir dil dediğimiz de: Sözün sıfıra indiği, yaratının konuşmaya başladığıdır. Bu da verili her şeyin silindiğini içerir: Gösterir. Her iyi şiir parçalana parçalana kurulur. Sadede gelelim: Anlam aşıldığında nereye mi gelinir?
Gerçek şiir dediğimiz şiire. 
Böylece şiir dua katındadır artık. Resullerin sözleriyle kakışır. 
İlhan Berk 

Uzun Bir Adam 
Yaşantı 
YKY 

1 yorum:

  1. Düşünürken Buldum Kayayı
    İlhan Berk

    Düşünürken buldum kayayı.
    Otlarla konuşmaktan geliyordum.
    Ölü bir yaprak, adını unutmuş bir sokak, sav dolu bir tümce, suçlu bir ırmak,
    bir de partal bir kuş yürüyorduk.
    Bir atlı karıncaydı yaşamak, onu yürüyorduk.
    Bilirim sözcüklerin ulaştığı yere hiçbir şey erişemez.
    İsa ile Karahisari'nin gömlekleri dikişsizdi.
    Sözcükler bunu gördü.
    (Ey görünmezlik! Elimden tut.
    Gecede sözcüklerin ağırlığı daha bir artıyor.
    Ve...
    - Yazık, tümcemi tamamlayamayacağım. -)
    Anlamdan hep kuşku duydum.
    Evler odalardı, unuttum.
    Dünya ki varlığının ayırdında değildir.
    Trenler geçer yüzünden: Kendini varsayar.
    Her şey, her şey konuşur evrende.
    Evler, çocuklar, nehirler, coğrafya.
    Nehirlerin vakti olmadığını okudum.
    Coğrafya adına sevinmemiştir.
    Anlam sıkıcıdır.
    Günde üç kez aynada kendine bakar.
    Yalnızlık saçar.
    Anlamla ev yapılmaz.
    Anladım ama yalnızlığım sürüyor.
    Düşüncelerim yok benim.
    Kaya bilir kaya olduğunu, ben bilmem.
    Anladığımda yitirdim şiirimi.
    O gün bugün bir akarsu gibi kocadım.

    YanıtlayınSil