3 Aralık 2016 Cumartesi

ÖYKÜDE BELİRGİNLEŞTİRMEK


Belirginleştirmek
Harika bir kelime!  Hele konu öykü yazmaksa bu kelimeye feci ihtiyacımız olacak.
Hepimizin başına gelebilir. Bazen tembellik ederiz ve genel geçer kelimeler kullanarak yazdığımız her ne ise onu tatsız tuzsuz ve yaratıcılıktan yoksun yapıtlar haline getiririz.
Göle konan bir “kuştur”, “kızıl gerdan” değil.  Sürmeyi öğrendiğimiz “araba”dır, babamızın “zümrüt yeşili tepesi beyaz vinleks kaplamalı Pontiac Le Mans”ı değildir.  Anneannemizin bayram yemeğinin tatlısı hep “tatlı”dır.  “Üstü çekilmiş ceviz kaplanmış meyveli muhallebi” değildir. Son verdiğim örnek iştahınızı açtı mı? Harika! İşte tam da bunun için belirginleştirmeye ihtiyacımız var.
Belirginleştirme yukarıdaki örneklerde ne işe yaradı bir bakalım. “Kızıl gerdan” kelimesi coğrafyayı, mevsimi verir. Öyküde bunları yazmak için fazladan çaba sarf etmenize gerek kalmaz. “Zümrüt yeşili tepesi beyaz vinleks kaplamalı Pontiac Le Mans” yine aynı şekilde hemen gözümüzün önüne Amerika’yı ve dönemi getirir. “Üstü çekilmiş ceviz kaplanmış meyveli muhallebi”, anneannenin nasıl bir damak zevki olduğunu, hatta ekonomik durumunu bile verebilir…
Öyküde amaç az kelimeyle çok şey anlatmaksa eğer belirginleştirmek işimizi epey kolaylaştıracak demektir.
Herhangi bir öykünüzün üstünden gidin ve tüm nesneleri yuvarlak içine alın. Sonra kendi kendinize sorun bakalım; nesneyi iyice belirginleştirmiş misiniz? Bu nesne belirginleştirmeyi hak ediyor mu, önemli mi?

Burada size birkaç alıştırma veriyorum, bakalım nelere dönüşecek?
Adam “televizyon” seyrediyordu.
Kadın “kitap” okuyordu.
Genç kız “tabakları” yıkıyordu”.
Kadın “giyindi.”
Çocuklar “oyun” oynuyorlardı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme