31 Temmuz 2020 Cuma

BENCE KARAVAN


Hatırlıyorum. İki yıl önce artan döviz kurları ve ekonomik krizin ardından kamp malzemelerinin satışının arttığı, çadırla tatile çıkanların çoğaldığı haberleri çıktı. Pandemiyle beraber furya devam ediyor. Karavanlara olan ilgi her geçen gün artıyor. Ne çadır ne de karavan lüks bir tatil seçeneği sunuyor size. Hiçbir şey hazır olarak ayağınıza gelmiyor. Daracık bir alanda yemeğinizi hazırlıyor, bulaşıkları elde yıkıyorsunuz. Sere serpe yatamıyorsunuz içinde. Duş, tuvalet için yürüyorsun. Tatile mi geldin, çalışmaya mı belli değil. O zaman neden karavan meraklıları gün geçtikçe çoğalıyor? İki yıldır onlardan biri olduğuma göre kendi öznel cevaplarımı vermeyi deneyebilirim.
Bence karavan…

Çocuklu aileler için çadır karavan kampları 70li, 80li yılların Türkiye’sine ışınlanmak gibi. Kapıların açık, masaların kalabalık, dayanışma ve yardımlaşmanın, sohbetin kendiliğinden geliştiği ortamlar kamp yerleri.
Yanı başınıza park eden her karavan sizin için heves ve merak konusu. Kötücül bir merak değil bu, esinlenmek için, heyecanlanmak için, oyun alanınızın konforunu bir nebze arttırmak için. Bana göre karavanda yaşamanın en güzel yanı da bu. Şehirde binlerce eşyalı hayatları bir kenara koyup az sayıda eşyayla, yalnızca temel gereçlerle günü kotarmak. Sistem bizi her zaman daha fazlasına sahip olmamız için özendirirken, daha azıyla yaşamanın, hatta mutlu olmanın mümkün olduğunu görmek. Büyük ve kalabalık şehirlerde yıllarca kafa dengi biriyle tanışmak bizi zorlarken, burada tanışmanın ne denli kolay olduğunu görmek. Tanışana kadar herkesin yabancı olduğunu bilmek ve deneyimlemek. Her kamp yerinde arkadaş biriktirmek, "merhaba" demek ve de "hoşça kal". Yeni köpeklerle, kedilerle tanışmak. Yeni, basit tarifler denemek. Gölgesine sığınmak bir ağacın. İki ağacın arasına ip sermek ve çamaşırlarını kurutmak. Plaja yalnızca kendini taşımak, öylece yürümek, belki havlu atmak omzuna, pes etmek manasında değil. Şehirde sahip olmadığın avluna düşen yaprakları süpürmek çalı süpürgenle. Bir yıl çam iğnesi, bir yıl kavak, zeytin… Kozalak toplamak mangal için. Kendine ait bir hamak demek karavan. Kitaplarla koyun koyuna bir öğe uykusu demek. Başını kaldırdığında gökyüzünü, denizin mavisini görmek demek, dalgaların sesini duymak ve de yaprakların hışırtısını… Gözlerini açmak, tavana devirmek bakışlarını ve bir sincabın telaşlı koşuşunu izlemek demek. Küçük bir bütçeyle sahili, ormanı kendine kapı komşusu yapmak demek. Karavan demek, özenmek ve girişmek demek. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder