4 Temmuz 2020 Cumartesi

Nasıl Yazar Oldular? (49)

Yazmak, yazar olmak, ucu çocukluğa kadar gidip dayanan, hiç bitmeyen, ömür boyu çaba gerektiren bir uğraş. Yazarların yazmak ve yazar olmakla ilgili içlerinde uyanan en erken hatıradan, ilk ürünlere, yayımlanmış eserlere ve geleceğe uzanan yolculuklarını onların ağzından dinlemek, sizi de bu serüvene dahil etmek istedim. Buyurun. 





Kendine Ait Zaman ve Rastlantılar
Tesadüfler sonucu yazar oldum. Biliyorum yanıtım Parşömen’in bu başlık altındaki yazı dizisinde diğer cevaplardan farklı. Ama gerçek bu : ) Kalem tutan, sonrada tuşlara basan elim çocukluğumdan bu yana şiire, öyküye, günlüğe gitmedi. Boş sayfaları doldurma çekiciliğine hiç kapılmadım. Sadece okudum. Roman, şiir okudum. Hatta öykü okumaya daha ileri yaşlarımda başladım. Üniversite hayatında not tutmaktan kolum koptuğu için, ne defter ne de kalem göresim vardı. Okullar bitti, çalışma hayatı başladı, kızım oldu, yaşam koşuşturmayla devam etti. Vakit buldukça yine okumaya devam ettim. İş yerinde yazdığım giriş gelişme sonuç odaklı, daha çok rakamlar grafikler içeren raporlar, istifa mektupları, ergenliğinde kızıma ara sıra yazdığım mektuplar, işyerinde heyecanlandıran yeni gelişmelerle ilgili yazılar, mezuniyet buluşmalarından sonra duygulanımlarımı bilgisayar ortamında yazıya döküp arkadaşlarımla paylaştıklarım dışında yazmakla ilgili bir çabam olmadı. 2011 yılının Mart ayına geldiğimizde kendimi emekli ettim. Kızım evlenip uzaklara gitmiş, ben evde bir başına bana sunulan 24 saati nasıl değerlendireceğimi bilemez halde kalmıştım. Zaman ne çabuk geçiyor, bir pazartesi oluyor sonra da cuma diye hayıflandığım günler geride kalmıştı (kısa bir sürelik bir yanılsama olduğunu sonra anladım). Her büyükşehirde yaşayan ve keşmekeşinden bunalan insanın yaptığı gibi acaba bir sahil kasabasında mı yaşasam, Ayvalık mı, Cunda mı, ya da Urla mı hayalleriyle biraz oyalandım. Olamadı. Ben yine evimde kaldım. Bu sefer etrafa sardım, 2012 den bahsediyoruz. Haziran 2013’e az kalmış. Bir haber, bir olay olduğunda öfkelenip kızdığımda, mutsuz olduğumda duygularımı satırlara döküyor, ya da bir anım aklıma geldiğinde bunlarla ilgili yaşadıklarım anlatılmak için beni zorluyordu. O zamanlar yazdım ve paylaştım. Arkadaşlarım beğenmeye, teşvik etmeye başladılar.  Nurhan niye bir yerlerde yazmıyorsun;  mesela bir gazetede haftalık köşe yazısı yazsan, bunları herkes okusa fena mı olur, dediler. Haldun TanerGündüz VassafÇetin Altan köşe yazılarıyla geçti gençliğim ben kim köşe yazısı yazmak kim, Güzin abla da olamam, dedim. Yetmedi,  roman ya da öykü yazmayı denesen diye bir başka öneriyle geldiler. Roman, öykü nasıl yazılıyor bilmiyorum ki diye itiraz ettim, ama aklıma da bir çengel atılmış oldu. Fena fikir değil diye düşünmeye başladım, çengel vazifesini hakkıyla yerine getirdi. Okuduğum çeviri kitaplarda yazarların yaratıcı yazarlık dersi verdiği ya da aldıklarını okuduğumu hatırladım. Bizde ders veren kim vardı bilmiyordum. Sipariş verdiğim kitap kolilerinden çıkan Murat Gülsoy’un Baba Oğul ve Kutsal Roman adlı kitabının sayfalarını karıştırırken Yaratıcı Yazarlık Atölyesi verdiğini gördüm. Bak şu Allah’ın işine diye bir ilahi olaya mı bağlarsınız ya da Nurhan evren mesajını duymuş mu dersiniz orasını bilemem ama ben bunu bir rastlantı olarak addediyorum, sonuçta Bümed’i aradım (o zaman ders verdiği yer) ve kayıt oldum. İlk kurmaca öykümü Atölye’de yazdım. Sonra da yazmaya devam ettim. Çok çöpe attım, yazdım sildim, yeniden yazdım. Değişik atölyelere katıldım, çok değerli insanlarla tanıştım (Beliz Güçbilmez, Nalan Barbarosoğlu). Cem Akaş’ın Editörlük Atölyesine de gittim. Dergilere öykü gönderdim reddeden de oldu basan da. Hepsi sağ olsun. altKitap 2015 öykü yarışmasında öyküm seçkiye girdi. Zamanla biriken öyküler beni dürttü. Haydi Nurhan, bir cesaret öykü dosyanı hazırla, dedi. Ben de bu sese kulak verdim. Yaklaşık iki buçuk sene sonra 3 Aralık 2019’da kapımı çalan bir kargo elamanının teslim ettiği İletişim Yayınları’ndan gelen kutudan Maruzatım Var çıktı. Üstünde yazar olarak ismim yazıyordu.

Benim hikâyem bu kadar. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
                                                                                                 NURHAN SUERDEM
* Bu metin ilk kez 8 Haziran 2020 tarihinde Parşömen Sanal Fanzin'de yayımlanmıştır. 

2 yorum:

  1. Ne güzel, ne faydalı oldu benim için Nurhan Hanım'ı okumak.. Cesarete ihtiyacım var!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurhan Hanım'ın hikâyesini okumanın size cesaret vermesine sevindim. Sevdiğim bir sözü paylaşayım sizinle. Zıplayın ağ belirecektir.

      Sil