20 Mart 2018 Salı

UYANAN GÜZEL

Jale Sancak, Hep Kitap etiketiyle yayımlanan son romanı Uyanan Güzel'de, yatalak babası Azim ve yeğeni Deniz'e bakan terzi Vahide ile 5 Şubat 1994 yılında Saraybosna'da Markale Katliamı'nda bacağını kaybeden çingene sokak çalgıcısı Adrian'ın yollarını kesiştiriyor ve okuru içinde barındırdığı cümle kötülüğe, karanlığa rağmen umut dolu, sıcacık bir anlatıyla buluşturuyor. 


Romanın konusu:

Roman Gri Şehrin Masalı ile başlıyor. 

"Komutan kıyıdan içerilere yürüdükçe zambak öbekleri, düğünçiçekleri, mimozalar ve yabani güllerle karşılaştı, yüreğini yumuşattı bu manzara. Durup patikaları kuşatmış katırtırnaklarını, yaseminleri kokladı, başının üstünde dönenen kırlangıçları, güvercinleri, turnaları, çok yüksekten uçan kartalları seyretti, derelerin şırıltısını dinledi.
Yarımada bakirdi, huzurluydu, toprak gümrahtı, denizden bereket fışkırıyordu, hemen işe koyulmalı, koloniyi kurmalıydı.
Şükran duygusuyla, suyla oynaşan kartal gagasının üstüne Denizler Tanrısı Poseidon için bir tapınak inşa ettiler. Ardından surlarla çevirdiler yöresini. Şehir böyle böyle başladı; böyle böyle başladı ağacın kesilişi ve taşın yerinden edilişi."

Coşkun bir doğa betimlemesiyle başlayan masal, ilk kolonilerin yerleşmesiyle birlikte, doğanın kaybedeceğini, bu toprakların giderek yerleşke hâline geleceğini, üzerinde yaşayan insan nüfusu arttıkça renklerini nasıl yitireceğini, giderek nasıl grileşeceğini ima ederek bitiyor.

Sonra Vahide sözü alıyor. Gençliğini, güzelliğini, sevme ve sevilme ihtimalini yitirmiş yalnız, yorgun, cefakar Vahide. Terzi Vahide, yatalak babasına bakan Vahide, öksüz ve yetim yeğeni Deniz'e bakan Vahide. Bir kâbustan uyanan Vahide...

Gördüğü kâbusun etkisiyle yıllarca içinde taşıdığı ağırlığı yeğeni Denizle paylaşınca, anlatmaya başlayınca değişimin ta kendisi oluyor. Büyüyor, yeniliklere açıyor kendisini, yeni kitaplar okuyor, filmler izliyor, aşkı tadıyor.

Kent bir yandan betonlaşırken bir yandan da kolektif hafızaya yerleşmiş tüm mekânlar birer birer yıkılıyor. Sokak müzisyenlerinin sesi kısılıyor. Mücadele zorlu ama yan yana durmanın umudu da bulaşıcı. Gri şehir daha karanlık, kahırlı günlere sürüklenirken roman, bu gidişe dur demek isteyen, sandığınız kadar az değiliz diyen insanların el ele tutuşmaya devam etmesiyle bitiyor. Her türlü zorluğa rağmen dayanışma, dostluk, aşk kazanıyor.

Okuma notları:

1-Jale Sancak'ın yazın dünyasında mekânın ayrıcalıklı bir yeri var. Mekân onun için yalnızca olayların geçtiği yer olmaktan çok uzak. Onu kurmacanın önemli bir kozuna çeviriyor, atmosferi,  kahramanların içinde bulundukları ruh hâlini güçlendirecek şekilde kullanıyor. Uyanan Güzel'de durum farklı değil.

2-Tanrı yazar anlatıcıdan kahramana, kahramanın zihninin derinliklerine sayısız kereler giriyor ve çıkıyoruz. Okurken hiç tökezlemeden takip ediyoruz. Sanki yazarın elinde bir kamera var, geniş açıyla başlıyor, giderek daralıyor, yoğunlaşıyor ve hep beraber sonraki sahneye geçiyoruz. Öylesine akışkan.

3-Uyanan Güzel'de toplumsal, bireysel ve ekolojik yıkımlar anlatılıyor. Bununla beraber anlatı karamsar olmaktan çok uzak. Okuma bittiğinde Romain Rolland'ın ünlü sözünü hatırlayacaksınız: "Bildiklerimle kötümser, irademle iyimserim."


Uyanan Güzel
Jale Sancak
Hep Kitap
roman 

2 yorum:

  1. Ne güzel, ne özlü anlatmışsın. Çok iyi bir tanıtım yazısı olmuş, sağ ol.

    YanıtlayınSil