26 Mart 2018 Pazartesi

ŞEFKATLİ ANNE GÜNLÜĞÜ:13


Çocukla Barış, Bodrum BBOM Öğretmen Okulunda tanışan Özenç, Özge ve Gülesra öğretmenlerin orada öğrendikleri, araştırdıkları, derinleşmek istedikleri konuları ve sınıfa taşıdıklarını paylaştıkları dijital bir platform.
Farklı yerlerde, farklı koşullarda çalışan üç öğretmen Sura Hart'ın rehberliğinde çıktıkları yolculuğu "Şefkatli Öğretmenin Günlüğü" köşesinde hafta hafta paylaşıyor. Gündemin ağırlığından kaçmak, umudunu arttırmak, çocuklarla ilişkilerinde fark yaratmak isteyen ebeveynler ve öğretmenler için küçük tavsiyelerle dolu günlükleri, kendi pratiğimize dökebilmek, sürecimizi gözlemlemek için bu şablonu kendi ev hâlimize uygulamak istedim. Adını da Özenç, Özge ve Gülesra öğretmenlerden ilhamla "Şefkatli Anne Günlüğü" koydum.

Sura Hart ne diyor?
Dürüstlük, öğrencilerimizin geliştirmesi "gereken" bir kişilik özelliği olmaktansa evrensel bir ihtiyaçtır. Genç insanların bize karşı dürüst olmalarını bekliyorsak -gerçeği gördükleri gibi konuşmaları- bu mesajı iletmenin en iyi yolu:
Onlarla dürüstçe konuşun ve duyduğunuzu onaylamıyor veya beğenmiyor olsanız bile, onlar konuştuğunda saygıyla dinleyin.
Söylediklerini beğenmeseniz de, onaylamasanız da bir öğrencinin anlattıklarını dinleyebilir misiniz? Eğer yapamıyorsanız bu becerilerinizi geliştirmeyi düşünün.

Ben ne düşünüyorum?
Bir önceki günlükte, çocukların kendi cevapları yerine yetişkinlerin duymaktan hoşlanacaklarını düşündükleri yanıtları vermesinden, bunu özgün düşüncenin, yaratıcılığın önündeki en büyük engel olarak gördüğümden bahsetmiştim. Sura Hart'ın bu haftaki mesajını da akılda tutarak buradan devam ediyorum. Kendi cevapları yerine yetişkinleri memnun edecek cevaplar vermeyi düşünen çocuklar... Dürüstlüğü yitirmeye başladığımız yer tam da burası değil mi?
Her çocuğun özünde dürüst olduğunu, etrafındaki yetişkinlerin bu mayaya yalan çaldığına kuvvetle inanıyorum. Soru sormayı teşvik etmek yerine verili cevapların ezberletildiği öğretim sistemi, davranışları ödül-ceza yöntemiyle hizalama kolaycılığı, çocukları dürüstlükten uzaklaştıran yolların taşlarını döşüyor.
Kendimize sormamız ve evet yanıtı vermemiz gereken önemli bir soruyu hatırlatıyor bizlere Sura Hart: "Söylediklerini beğenmezseniz de, onaylamasanız da bir öğrencinin anlattıklarını dinleyebilir misiniz?"

Denizle nasıl paylaşıyorum?
İki hafta önce Deniz'in sınıfında yeni bir uygulama başladı. Her çarşamba bir veli gidiyor ve bir masal anlatıyor. İlk masal anlatıcısı ben oldum ve çocuklarla Giges'in Yüzüğü masalını paylaştım. Masalı anlattıktan sonra çocuklara böyle bir güçleri olsa nasıl kullanacaklarını sordum. Bu sorunun doğru ya da yanlış bir cevabı olmadığını, herkesin kendi tercihini anlatmasını rica ettikten sonra sırayla cevapları dinledim. Ezici çoğunluk görünmezlik yüzüğünü banka soymak için kullanacağını söyledi. Bu cevabı verirken bakışlarımla, yorumlarımla onlarla aynı fikirde olmadığımı göstermediğimi, onları utandırmadığımı düşünüyorum. Kendi fikirlerimi, düşüncelerimi empoze etmek yerine kendi yanıtlarını bulmaları, bunun olağan sonuçlarıyla ilgili tahminde bulunmaları, neden-sonuç ilişkisi kurmaları ve seçimlerini (bir üst akıl öyle buyurduğu için değil içten gelen vicdanla) doğrudan yana kullanmaları için onlara alan tutmaya çalıştım. Sura Hart'ın bahsettiğinin tam olarak bu olduğuna inanıyorum.
Konuşma, kendi olma cesareti vermek... Düşünceler üzerine düşünmeye teşvik etmek. Kendi doğrularını bulmalarını izlemek... Deniz'e genel yaklaşımım da bu yönde.

Deniz'in geri bildirimi ne?
Deniz ve dürüstlük... İyi bir ikili.
Deniz, hoşuma gitmeyecek davranışlarını örtbas etme çabasında değil.  Ben yaptım deme cesaretini gösteriyor. Sınıf ortamında benzer bir durum geliştiğinde de aynı şekilde davranıyor. Geçtiğimiz haftalarda yaşadığı bir olay: Sınıfın düzenini ve dikkatini dağıtan bir hareketlilikten öğretmen rahatsız oluyor ve kimlerin yaptığını öğrenmek istiyor. Deniz yaptığını söylüyor ancak onunla birlikte yapan bazı arkadaşları sessiz kalıyor. Aynı davranışı birlikte yaptıkları halde bazılarının sesini çıkarmaması Deniz'i çok şaşırttı. Bunu neden söylemediklerini anlamakta zorlandı ve hayal kırıklığına uğradı. Bu, aramızda önemli bir konu başlığı hâlâ. Zaman zaman geri dönüyor ve anlatıyor.

Sonrası ile ilgili ne düşünüyorum?
Geçen hafta sonu Çocuklabarış bloğunun yazarlarından Özge ile buluşmak, sohbet etmek destek, işbirliği, anlayış, iletişim gibi pek çok ihtiyacımı karşıladı. Kendimi daha tazelenmiş, inançlı, hevesli hissettim. Bu gibi dirsek temaslarını sürdürmenin bana iyi geleceğine inanıyorum.

Kendimi nasıl değerlendiriyorum?
Deniz'in pek çok farklı öğretmeninden onu çok dürüst bulduklarını duyuyorum. Bir örnek: Öğretmeni piyano alıştırması yapıp yapmadığını sorduğunda hiç tereddüt etmeden, doğrudan "Oyun oynadım, o yüzden çalışmadım" diyormuş. Bunu duymak bana gurur veriyor. Çünkü bu kısa sohbet esnasında çocukların kolayca suçu anne, babaya atabildiğini (piyanom ortada değildi, annem nota kitabını almadı) ya da ödev yoğunluğunu bahane edebildiğini de öğrendim. Deniz'in yaptığı/yapmadığı eylemlerin sorumluluğunu alması, dürüst davranması ona doğru rol model olduğumuzun göstergesi. Bunun için kendimizi takdir ediyorum.


Eski Günlüklere aşağıdan ulaşabilirsiniz
Şefkatli Anne Günlüğü 1
Şefkatli Anne Günlüğü 2
Şefkatli Anne Günlüğü 3 
Şefkatli Anne Günlüğü 4
Şefkatli Anne Günlüğü 5
Şefkatli Anne Günlüğü 6 
Şefkatli Anne Günlüğü 7
Şefkatli Anne Günlüğü 8 
Şefkatli Anne Günlüğü 9 
Şefkatli Anne Günlüğü 10 
Şefkatli Anne Günlüğü 11
Şefkatli Anne Günlüğü 12








Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme