6 Ocak 2019 Pazar

NASIL YAZIYORLAR? (13)

Yazarların yazma alışkanlıkları, okurun ilgisini çeken bir konu. Sevdiğim, sevmediğim, okuduğum, okumadığım tüm yazarların söyleşilerinde yazım, üretim aşamasına dair söylediklerini iştahla, ilgiyle okuyorum. Kurmacabiyografiler, web günlüğüm olduğuna göre, yeri geldikçe buraya da not düşebilirim. İşte on üçüncüsü: Ayla Kutlu 




Dilimi seviyorum, ona saygı gösteriyorum, sözcüklerin anlamlarını algılamaktan, imgeleri sözcüklerin içine doldurmaktan hoşlanıyorum. Yalın, kısa cümleleri yeğliyorum. Yeni bir sözcüğün içeriği bana yeterli gelmiyorsa, dile daha önce girmiş sözcükleri yeğliyorum. Bunu yapmakta kendimi haklı buluyorum. 
Kurguya gelince: Sağlam bir kurgu, bir sanat yapıtının çok önemli, olmazsa olmaz koşuludur. Başarılı bir kurgu ancak çok okumakla kazanılan bir niteliktir. Kurgu; ana çatı, neden sonuç ilişkileri, açık sorulu bir yanın kalmaması ve kişilik özelliklerinin tam verilmesi; toplumsal katmandaki yerlerin, davranış, konuşma ve düşünce biçimleriyle koşut olması gibi, bir sanat yapıtının kemik yapısıdır. Bu kemik yapı ayakta durmayı, direnci sağlar. O yüzden çok önemserim. Roman yazarken, çok uzun süre çalışma gereğini duymamın bir nedeni de kurgudur. Kurguyu sağlam çatmazsanız, yapıtınız bir yerden sarkar, sözleri taşıyamaz, mantık bağları zayıflar... Bir romana "roman yazacağım," diye başlamazsınız. Çünkü romanda konunun sanıldığı gibi bir önemi yoktur. İnsanı algılatma düzeyi ve anlatım sistemi romanı iyi roman yapar. 
Anlatım sistemi... Bu deyimi gelişigüzel kullanmadım. Anlatım sistemini doğru kurmazsanız, öz ile biçim arasında uyuşmazlıklar oluşur. 
Somut bir örnek vermek isterim: üzerinde üç yıl uğraştığım Kadın Destanı, bütün ön çalışmalar -konu, tipler, kahramanlar, mekânlar, aman, yaşama koşulları gibi - hazır olmasına, yirmiden çok kez yazmaya başlamama karşın, anlatım sistemi oluşmadığı için yarım kaldı. 
Sistem, kurguya bağlı olarak özel bir dili gerektiriyordu. Daha önce yazılmış olan destanların mantığını da gerektiriyordu. Çağdaş bir yapıt için, eski yapıtların özünü algılamalıydım. 
İşte bunu gerçekleştirebildiğim zaman, sistemin kurulduğunu anladım. Sanatla uğraşmanın bir özgün yanı vardır: Bir şeyin olmadığını sezersiniz de neden olmadığını, ancak olanı bulduğunuz zaman çözebilirsiniz. Bunu bulamazsanız, sezginiz, yüreğinize kadar yürümüş bir diken gibi batar, durur. Başarırsanız diken erir, başaramazsanız... Dikenle yaşamayı öğrenirsiniz. 
Son olarak: Anlatmayı seviyorum. Anlatmak paylaşmak için söze ilk başlayan olmaktır. Söze birinin başlaması şarttır. Yoksa iletişimi nasıl kurabiliriz? 

Kaynak: Bu yazı Kadın Destanı kitabı ön sözünden alınmıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme