24 Mart 2025 Pazartesi

Bir günlüğü: 24 Mart

Bahar geldi ve kene sezonu açıldı. Sani dışarı çıkıp çayır çimen geze geze eve dönüyor. İç dış paraziti düzenli yapılıyor. Bu sayede kene cildinden içeri girmiyor ama ben bit ayıklayan anne maymun gibi üzerinden bir, iki kene topluyorum her gün. Alıştım artık. Panik yok. Eve girer girmez güvenlikçi gibi çöküyorum ensesine. Postu bir güzel kontrol ediyorum. İşaret ve baş parmağım bir kıskanç, bir pense adeta. Üzerinden alıyorum. Yallah lavaboya. Üzerine musluğu açıyorum. Sel suyuna kapılıp gidiyor. Böyle yazınca kendimi kötülük hissettim ama haşerelerle mücadele diye bir gündemi var insanın. 

                                                                                 *

Bu yazıda parçaları bir araya getirmek için çaba harcamayacağım. Bilinç s.çışı, bu dağınıklığa, gelişi güzelliğe akışı demek ayıp kaçar. Haddimi de bilirim. 

Sabah rutinleri gerçekleşti. Tuvalet, demir hapı, evlatları dışarı sal, kahvaltı... Çalışma masamın üzerindeki dağınıklığı topladım. Kağıtları, kitapları istiflemek, kalemleri kalemliğin içine koymak büyük fark yarattı. Aferin bana. Yazma projesi 101 için bir başka başvuru kitabı daha taşıdım salona. Biraz okudum. Telefonuma ses kaydı aldım. Not tutmanın hızlı yolu. Elimde bir çocuk romanı fikri var. Oleyyyy! 

                                                                                  *

Aslan yattığı yerden belli olurmuş. Çöplüğe döndü salon. Gün içinde salonda yatıyorum. Başucuma dindiğim dört kitabı çalışma odasına taşıdım. Çarşafı düzelttim. Yastıkları, örtüleri hizaladım. Milyon kez arayan ttnet'in çağrısını reddecekken sözleşmenin bittiğini ve son aylarda yüksek tarife ödediğimiz hatırlayıp açtım. Gelen teklifi değerlendirdim. Çocuk öykü dosyaya baktım. Üç ayrı öyküyü birbirine tep ekledim. İki öykü daha yazmayı planlıyorum. Konu fikri yok henüz aklımda. Birkaç kırıntı yalnızca. Üç öyküyü okudum. Düzeltmeleri yaptım. Kaydettim. Biraz uzandım. Dinlendim. Su içtim. Komposto içtim. Bol sıvı almak şart.  

                                                                                  *

Kısa bir çocuk kitabı okudum. Mutluluk Kutusu. Daha önce de okumuştum. Büyükannenin huzur evine gönderilmesi, anne baba ayrılığı, taşınma, annenin piyanosunun satılması, annemin yoğun bir hüzün ve mutsuzluk içine çekilmesi, evin küçük kızının hem kendi mutsuzluğuyla başa çıkma hem de annesine iyi gelme çabalarının anlatıldığı Mutluluk Kutusu Kanadalı yazar Charlotte Gingras'a ait. İncecik bir kitap. Güçlü bir kız ve anne başrolde. Çöküşten, yıkıntıdan çıkışın hikayesi. Baba anneyi iş arkadaşıyla aldatıyor. Çocuk ve anne onları tesadüfen trafikte, arabanın içinde görüyor. Baba evi terk ediyor. Yabancı yazarlar bu konularda bizden daha rahat kalem oynatıyor. Hayatın içinden her tür örneği okura sunuyor. Çünkü hikayeler aynı zamanda duygu eğitimi de sağlıyor. Bizim yayıncılar da çevirip basıyor. Yerli yazarlardan bu tür içerik başvuruları oluyor mu? Yayıncıların yaklaşımı ne oluyor? Merak ettim. Clara'nın babası karısını terk edebilir ve onun akli dengesinden şüphelenebilir, çocuk pekala madem deli olduğunu düşünüyorsun, neden beni onunla yalnız bırakıyorsun diye hesap sorabilir. Peki ya Cansu, Cansu'nun babası? Onların bu deneyimlere izni var mı? Yayıncı, okur, çocuğa kitabı tavsiye eden, alan öğretmen, ebeveyn nezdinde durum nedir? Yaklaşım, yönelim nedir? Merak ettim. Bir öğretmen önerse örneğin hakkında CİMER başvurusu olur mu? Müdüriyete şikayet gider mi? Olmaz diyemeyiz. Öyle değil mi? Sabahtan akşama çocuk yanında tuhaf realite programlarını izleyenler küçüğün ahlakını bozacak örnek teşkil ediyor diye koşa koşa çalabilir bu kapıları. Metnin içinden kopartılan örnek, bağlamından da koptuğu için vereceği mesaja dair ahlakçı yargılarda bulunmak yanlış ve gereksizdir, biliriz ama deneyimleyebiliriz pekâlâ. Al sana sansür, otosansür. 

                                                                                  *

Bugün hava kapalı. Evin içi de soğudu. Tuvaletim geldi. Gözlerim de kapanıyor. İdeal şartları sağlayıp öğle uykusuna yatmak şahane fikir! Tuttum valla. Yapacağım. Bahar ayları, dengenin henüz tutturulmaması demek, mart ayı yarısı kış, yarısı yaz demek. Dengelemek ve mevsim geçişine uyum sağlamak için bir araç da uyku. Hadi müsaitseniz siz de benimle gözlerinizi kapayın ve şekerleme yapın. Tazelenme garantili reçete. Doktordan. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder