16 Kasım 2020 Pazartesi

Şefkatli Ebeveyn Günlükleri: 31

 Bilmek isteyen yola çıkar. 

Şefkatli Anne Günlükleri'ni yazmak, ebeveynlik amaçlarımı, önceliklerimi belirlememe, düşüncelerimin ve eylemlerimin farkına varmamı sağlıyordu. Sura Hart alıntıları bitince, sanki ters yönde yürümeye başlamışım gibi bir düşünce gelip çöreklendi içime. Yeniden konu üzerine düşünmek, yazı yoluyla düşüncelerimi tasnif etmek, eylemlerimin farkına varmak istedim. İşbu sebeple www.nonviolentcommunication.com sitesinde ücretsiz yayımlanan haftalık ipuçlarının rehberliğinde yeni bir günlüğe başlıyorum.
İpuçlarının çevirisi bana ait.

Şefkatli ebeveyn ipuçları
Yürümeyen şeyden öğrenecekleriniz çoktur. 
Bazen işler istediğiniz gibi yürümediğinde, bekleyin ve kendinize sorun. "Bunu söylediğimde ya da yaptığımda hangi ihtiyacımın karşılanmasını istiyordum? Bu ihtiyacımın daha iyi karşılanması için ne söyleyebilir ya da yapabilirdim?" 

Ben ne düşünüyorum? 
Bu soru beni pek bırakmıyor. İpucu olarak karşıma çıkmazdan önce de işlerin (özellikle ebeveynlikte) umduğum gibi gitmediği anlardan sonra bundan kaçınmak, farklı ilerletmek mümkün müydü diye soruyorum. Çoğu zaman altından yorgunluk, sabırsızlık duyguları, dinlenmek ve yalnız kalma ihtiyacı çıkıyor. 
Anne olmak bazen süperkahramanlığa soyunmak gibi bir şey. Kolaylıkla bitmeyen bir verme alanına dönüşebiliyor, yorgun olduğunda, canın istemediğinde bile "Hayır" diyemediğin, ertelenmesi akla dahi gelmeyen bir verme alanı. Oysa yorgun ve isteksizken, başka yapmamız gereken şeyler varken "Hayır," demek, gerekçe bildirerek herkes için uygun bir zaman dilimi belirlemek, daha sağlıklı sınırlar çizmeyi sağlamaz mı?


Deniz'le nasıl paylaşıyorum? 
Muhtemelen çoğu ebeveyn benzer haller içerisinde. Çocuklar aylardır akranları yerine bizimle zaman geçiriyor. Çoğunlukla evdeler, canları sıkılıyor ve eğlenme ihtiyaçlarını gidermek istiyorlar. Hep özlemini çektiğimiz gibi her zaman kendi yaratıcı çözümlerini bulamıyor ve ilk çare olarak bize koşuyor ve bizimle oynamak istiyorlar. Bu, beraber zaman geçirmek açısından keyifli bir fırsat olsa da bizim de kendi kaygılarımız, yorgunluklarımız ve yürütmek zorunda olduğumuz sorumluluklarımız var. Bazen canımız oyun oynamak istiyor ve bunun tadını çıkarıyoruz. Bazen de istemiyor. Zihnimiz onları duyamayacak denli kalabalık oluyor. Bazen bunu dile getiriyorum ve başka bir zamana erteliyorum. Bazen de kendi ruh hâlimi, olduğu gibi ortaya koymuyorum ve yapamayacağımdan fazlasını sunmaya gayret ediyorum. Tatsız, tuzsuz, sabırsız olsam bile. 


Deniz'in geri bildirimi ne? 
Deniz her çocuk gibi oyunu, eğlenceyi ciddiye alıyor ve bir tür adanmışlıkla eyleme geçiyor, karşı taraftan da benzer bir tepki bekliyor. İsteksizliğe, baştan savan davranışlara alınıyor ve "O zaman hayır deseydin," diye yanıtlıyor. Haklı bir tepki. 

Sonrasıyla ilgili ne düşünüyorum? 
Canım istemediği halde, kendimi oynamaya, ilgilenmeye mecbur hissettiğimde, ilgimi, sabrımı kaybetmenin pamuk ipliğine bağlı olduğunu gözlemliyorum. Bunu defalarca deneyimlesem de, Deniz'in ihtiyaçlarını önceliyorum. Bu fiziksel ya da eğitimle ilgili bir ihtiyaçsa kendimi harekete geçme konusunda motive ediyorum. Eğlenmek, oyun gibi bana daha tali gelen bir ihtiyaçta her zaman aynı canlılığı hissetmiyorum. Ve önce yaparmış gibi davranıp sonra kendimi sıkışmış hissediyorum. Oysa çocuklar bizden kibar olmamızı değil, dürüst olmamızı bekliyor. 
"Hayır" deme hakkımızı her zaman saklı tutmamız gerektiğini unutmayalım. 

Kendimi nasıl değerlendiriyorum? 
Farkında olmak, her zaman tutarlı davranmama yol açmıyor. Kibar olmak adına kendimizden, dürüstlüğümüzden vazgeçmek, içimizde gerçekte olana bitene kulak asmak yerine başkalarını memnun etmek üzere harekete geçmek öğretilmiş bir şey. Bu eski alışkanlıktan kurtulmak hiç de kolay değil ama en azından en yakınlarımızla ilişkilerimizde içimizden geçenle, dilimize vuranın tutarlılığına daha çok dikkat etmek gerekmez mi? 
İşte dikkat edilecek bir husus daha! 

Eski günlüklere buradan ulaşabilirsiniz

 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder